GUERNICA
Guernica Bask halkının önemli bir kültür başkenti olup, bağımsızlık ve demokrasi fikirlerinin tartışılıp geliştirildiği İspanyol kentlerinin başında geliyordu. İspanya iç savaşında askeri anlamda asla önemli bir stratejik hedef değildi. Kentteki Meduca nehrinin üzerindeki köprü, yol kavşakları belki gelecekte Cumhuriyetçi kuvvetler için önemli olabilirdi; ancak o günlerde hedef önceliği bakımından Falanjistler için listede en gerilerde bir yerdi.
26 Nisan 1937 Pazar günü Bask cephesini çökertmek için, Kondor Lejyonu’na Guernica şehrinin demiryolu istasyonu, şehrin dışındaki küçük silah atölyesi ve köprünün bombalanması emri verildi... Ardından tüm dünyanın -özellikle havacılıktaki- en vahşi, acımasız bombardımanı olarak bilinen kanlı saldırı gerçekleşti... Kondor Lejyonu o sıralarda I. Dünya savaşının ünlü as pilotu Red Baron Manfred von Richthofen’in yeğeni Wolfram Von Richthofen tarafından yönetilmekteydi… 28 bin 500kg. bombayı 25 tane son silah teknolojisiyle donatılmış Stuka uçaklarıyla Kondor Lejyonu, sivillerin üzerine attılar! Bombardıman uçaklarını 20 kadar Messerchmitt avcı uçakları korumaktaydı. (Bazı kaynaklara göre İtalyanlar bu saldırıya Fiat avcı uçaklarıyla koruma göreviyle katılmıştı.) Şiddetli patlayıcılar ve yangın maddelerinden oluşan bombalar, yine Almanların ifadesine göre (!?) hedeflerini tutturamadığından, yanlışlıkla her hafta sonu toplanan pazara düştü. Pazar günü şehir pazarında toplanan 5000 (bazı kaynaklara göre 7000) civarında sivil insana isabet eden bombalar, 1654 kişiyi anında öldürdü. Bazı kaynaklara göre şehirden kaçan sivilleri Alman uçakları makineli top ateşine tutmuştu… Yaralı sayısında çok çelişkili rakamlara günümüzde rastlamak mümkün... Bombardıman sonucu çıkan yangın üç gün sürdü. Kentin yüzde 70’i tahrip oldu. Kent nüfusunun üçte biri ya yaralandı ya da öldü. Almanlar şehri ele geçirdikten sonra ölü ve yaralı sayılarının çok abartılı olduğunu iddia etseler de, bu kanlı saldırının özür kaldıracak hiç bir tarafı yoktu. Saldırıya tanık İngiliz gazeteci George Steer’in haberine göre “Guernica askeri bir hedef değildi. Saldırının sivil halkta moral bozukluğu yaratmak, etnik Bask nüfusunu azaltmaya yönelik amaçları vardı.” Bombardımanın en tuhaf yanı ise Hitler’in o dönemdeki en iyi havacıları, belirlenen askeri hedeflerin hiçbirisine -köprü, tren istasyonu ve silah atölyesine- herhangi bir isabet kaydedememişlerdi!
Bu arada General Franco, Guernica katliamının, komünistlerin arasına karışan Austriaslı bombacılar ve Basklı Piromanlar tarafından yapıldığını iddia etmişti... Bu tutarsız iddia derhal İspanya (hem Cumhuriyetçiler hem de liberal kesim) ve dünya kamuoyunda esefle karşılanmıştı.
Harabeye dönmüş kentte sivil halkın katledilmesi, günümüze kadar gelen Hiroşima, Nagazaki, Vietnam, Irak, Afganistan, Bosna-Hersek gibi nice sivil halkların havadan katliamlara giden yolu açmıştır...
Burada Picasso’nun ünlü Guernica tablosundan bahsetmeden geçmeyelim: 3.5X7.5 metre boyutlarındaki resmin en önemli özelliği tablonun herhangi bir yerinde düşmanın görünmemesidir. Ressama göre artık modern savaşlarda düşman, kişiliksiz ve bilinmez olacaktır. Bu tablo gözlerimize, küçük Bask kasabasının tüm bombardıman fotoğraflarından daha fazla gerçeklik sunar. Yine resimdeki diğer önemli konu, İspanya’nın o zamanlardaki günlük yaşamının vazgeçilmez varlıklarından at ve insan figürlerinin dehşet içinde yok olmasıdır. Boa saldırgan bir şekilde tablonun solundadır. Anne ve ölü çocuğu korku saçan boğanın altındadır. Atın burnu ve üst dişleri bir insan kafatası biçimindedir. Elinde gaz lambası tutan kadın, boayı ve onun simgelediği karanlık gücü yakından göstermek amacıyla lambayı taşıyarak camdan içeri girmektedir. Yerde yatan kılıcı kırık asker, çığlık atarak başını yukarı kaldırmış genç kız, savaşın yıkımını ve korkuyu betimler. Kılıcın üstünde çiçek büyümüştür. İnsan ve hayvan figürlerindeki acı, dehşet ve hüzün, savaşa duyulan nefreti yansıtır. Aslında resimdeki bu hayvanlar, insanların acılı yazgılarını paylaşmaktadır. Tablo 1937’de Paris Dünya Fuarında, Cumhuriyetçi İspanya pavyonunda sergilenir. Sergide bir Alman generalinin “Bunu siz mi yaptınız?” sorusuna Picasso, “Hayır siz yaptınız” şeklinde cevap verir! Daha sonra ressam “Boanın karanlık gücü, atın ise İspanya halkını simgelediğini” söylemişti…
Devam edecek…