RUSYA
Franco’nun isyanı üzerine Stalin, İspanya ile yakından ilgilendi. Stalin'in esas amacı ise Fransa ve İngiltere için hayati öneme sahip İspanya'ya yardımı bahane ederek, bu ülkelerle yakınlaşmayı hızlandırmaktı... Ayrıca yardıma başlamadan önce Cumhuriyetçilerin elindeki Madrid Merkez Bankasında yeterli altın rezervlerinin varlığını da kontrol ettirmişti. Yine de Stalin’in İspanya'daki siyaseti “Atış menzilinin dışında kal” düsturuna göre yapılandırılmıştı. İlginçtir, Ağustos 1936 tarihinde Stalin, İspanya'ya her çeşit askeri silah, araç, gereç satışını yasaklayan emir yayınladı! Bir tür ambargo niteliğindeki bu emir özellikle radyo ve gazeteden dünyaya ilan edildi. Esas amacı tüm dünyaya karşı tarafsızlık mesajı vermek olan bu emir, başlangıçtan kadük doğmuştu... Hemen Cumhuriyetçi Cephe içinde Rus gizli servisinin örgütlenmesi başlatıldı. Bu arada İspanya'da Cumhuriyetçi Cephe saflarındaki Anarşistler, Troçkistler ve liberal anti-faşistler ile diğer benzer cumhuriyetçi güçlerini, Stalin ve Rus gizli servisi komünizm düşmanı öğeler olarak görmekteydi. Hatta Barselona bölgesinde yoğun bulunan Katalanlar'ın da yapılacak yardımdan yararlanmalarını engellenmesi için, İspanya'da örgütlenen Rus gizli servisinden gerekli çalışmaların yapılmasını bizzat Stalin istemişti. Çünkü Stalin, İspanya'da sadece kendi liderliğine kayıtsız şartsız uyacak gruplara silah ve diğer yardımların yapılmasını emretmişti...
Komintern (uluslararası komünist teşkilatı) iç savaşın başlangıcında Rusya'da mitingler düzenleyip para yardımı toplayarak, İspanya'ya Rus asıllı öncü militan-gönüllüler yollamıştı.
Bu arada üç tane Cumhuriyetçi Cephe görevlisi gizlice Odessa’ya gelerek, askeri yardım malzemesi alımı için girişimlere başlamışlardı. Stalin'in radyo ve basında yayımlanan silah ambargosu emrini görünürde sürdürmek için Ruslar, Avrupa'nın değişik merkezlerinde şubeleri olan paravan ithalat-ihracat firması kurdular. Askeri malzemelerin bir kısmı -Rusların elinde yeterli stok olmadığı için- Fransa, Hollanda, Polonya, hatta Nazi Almanya’sından satın alındı!.. Bu arada Fransızların elindeki biraz eski moda 50 adet Neuport tipi uçakları da başlangıçta çok uzun pazarlıklar sonucunda, Çin adına Ruslar tarafından satın alınarak İspanya'ya gönderilmişti.
Askeri yardım malzemeleri gemilerle iki yoldan İspanya'ya ulaştırıldı: Güneyden Karadeniz, Boğazlar ve Akdeniz yoluyla Yunan ve sahte isimli Rus gemileriyle, kuzeyden daha çok İskandinav gemileriyle Baltık ve Kuzey denizlerini takiben İspanya'nın güneyindeki Cumhuriyetçilerin hâkim olduğu limanlara yollandı. Ancak başlangıçta Rusların Katalanlara yardım etmeme takıntısı yüzünden, Falanjistler’ in saldırdığı Valencia limanına silahlar maceralı bir şekilde ulaştırılmıştı... Sonraları Barselona limanı da Ruslar tarafından yüklerin boşaltılmasında, kullanıldı. Ayrıca pilot ve makinistler ile gönüllü savaşçılar değişik yollardan (bir kısmı Pirene dağlarından yaya olarak. Tito’nun rehberlik organizasyonuyla) İspanya'ya varmışlardı.
Rusların I-16 tipi avcı uçağı İspanya'ya ilk kez 15 Kasım 1936’da gelirken, aynı yılsonunda 300 Rus pilotu Cumhuriyetçi saflarda uçuş görevine başlamışlardı. Sovyetler Birliği Cumhuriyetçilere iç savaş boyunca 806 uçak (Rus kayıtlarına göre 648), ayrıca 550’si askeri pilot olmak üzere, 772 Rus pilotu yardımını doğrudan yapmışlardır. Yine kayıtlara göre 700 kadar gönüllü Rus danışmanı da (?) Cumhuriyetçiler safında yer almıştır.
Cumhuriyetçilere başlangıçta Avrupalı devletler arasında imzalanan antlaşma doğrultusunda “tarafsızlar birliğinin” silah ambargosu nedeniyle hiçbir devlet -Ruslar hariç- yardım yapmamıştır. Gerçi Hitler ve Mussolini tarafsızlar birliğinin açıkça karşısında yer almışlardır!.. Rusya’nın doğrudan yardımından etkilenen Meksika hükümeti de, az sayıda Amerikan yapımı Ch-300 ve Spartan Zeus tipi uçakları Cumhuriyetçilere yollamıştır. Daha sonra İngiltere ve Fransa da Cumhuriyetçilere yardım kervanına dolaylı olarak (gönüllüler aracılığıyla) katılmışlardır.
Rus uçakları tıpkı Almanlarınki gibi de-monte biçimde Karadeniz’de gemilere yüklendikten sonra, Boğazlar, Ege ve Akdeniz yoluyla Alicante limanında indirilmişti. Uçakların burada montajları tamamlandıktan sonra, uçarak cepheye katıldılar. Cumhuriyetçilere diğer kaynaklardan gelen askeri yardımlar, Fransa’dan Pirene dağlarından ulaştırılıyordu. Ayrıca Marsilya’dan gemilere bindirilen uçaklar, Barselona limanında indirilmekteydi. İngiliz ve ABD yardımları ise kuzeyde Biskay körfezindeki, Gijon ve Bilbao yoluyla sağlanmaktaydı...
I-16 tipi ilk Rus avcı uçağı 1936’da İspanya semalarında Almanların He-51 tipi uçağında bariz üstünlük sağlarken, İtalyanların Fiat Cr-32 uçaklarının manevra ve silah gücünün üstünlüğünü ancak pilotların ustalık ve deneyimleri ile eşitleyebilmişlerdi. Cumhuriyetçi pilotlar eğitimsizlik nedeniyle, başlangıçta bu uçakları kullanmada zorluk çekerler. Rus pilotları ilk bombardıman uçuşunu 28 Ekim 1936’da yaparlar. 1936 sonu ile 1937 başlarında hava gücü olarak, Cumhuriyetçi cephe dengeyi yakalar. Rus kaynaklarına göre 1937 yılında Rus havacıların yaptıkları taarruzların dağılımı: %45’i düşman kuvvetlerine, %24’ü havaalanlarına, %22’si demiryolu ve endüstri merkezlerine, %8’i deniz hedeflerine ve %1’i de keşif uçuşudur. Yine Rus kayıtlarına göre 1937 yılı sonuna göre Rus kayıpları ise: 163 uçak hava muharebesinde düşürülmüş, 39 uçak havaalanında yerde tahrip olmuş, 25 i uçaksavar ateşiyle vurularak düşmüş, 161 tanesi de kaza ve düşman bölgesine zorunlu iniş olmak üzere, toplam 388 uçaktır...
Rus pilotları, Cumhuriyet hükümetinden rütbelerine bağlı olarak aylık 3.000 - 6.000 peseta maaş almaktadırlar. Sadece Alman ve İtalyanlar değil, Rus havacılar da çok ciddi boyutlarda gerçek savaş eğitimini İspanya iç savaşında yapmışlardır... Özellikle gece seyrüsefer ve bombardıman yeteneklerini arttırmışlardır. Tıpkı Almanlar gibi uçak ve teçhizatlarını savaşta test ederek, geliştirmişler, deneyimlerini Kızıl Ordu birimlerine aktarmışlardır.
Sovyetler Birliği'nin yardımlarıyla güç kazanan İspanya Komünist Partisi, Cumhuriyetçiler (Halk Cephesi) içindeki Anarşist ve Troçkist gruplar arasında bazı çekişmeleri, zorlamaları beraberinde getirdi. Bu da adeta iç savaş içinde ayrı bir iç savaşa neden oldu. İç savaş geliştikçe Madrid, Barselona, Valencia gibi şehirlerde Rus gizli servisi kendi özel mahkeme ve zindanlarını kurarak, Cumhuriyetçi cephe içinde komünistlerin dışındaki gruplar üzerinde baskılarını arttırmaya başladılar!.. Sadece İspanyol değil, Uluslararası Tugaylardan da bazı tutuklamalar, hatta ölümlü infazları gerçekleştirmişlerdir. Örneğin Madrid'de Anarşistlerin lideri Durruti’nin gayet şüpheli ölümü birçok soru işaretlerini beraberinde getirdi. İngiliz İşçi Partisinin kayıp üyelerini araştırmak için İspanya'ya gelen İngiliz Parlamento üyeleri, Rus gizli servisinin özel infaz organizasyonun varlığını ortaya çıkarmışlardı.
Cumhuriyetçiler, Rusların yardım bedelini İspanya Merkez Bankasının altın rezervleriyle ödemişlerdir. Bu rezervlere, yüzyıllar öncesinden orta-güney Amerika’dan getirilen İnka, Aztek vb. uygarlıkların eşsiz hazineleri de dâhildir! O yıllarda İspanya Merkez Bankasının altın stoklarının büyüklük olarak dünyada dördüncü sırada geldiğini belirtelim. Bazı kaynaklara göre 510 ton altın (rezervlerin tamamı) Moskova’ya transfer edilmiştir. Ancak çapraz kur değişimleri ve Rus hükümetinin karaborsa değeri uygulamaları yüzünden, yollanan altının değeri, 518 milyon Amerikan Doları olması gerekirken 202,4 milyon Dolar değer biçilmiştir!.. (Zamanının karaborsa değerinden de düşük! O.G.B.) 1937 yılı sonlarında Alman, İtalyan askeri yardımları gittikçe artan bir hızla devam ederken, Rus yardımları uzak doğuda baş gösteren Japonya-Çin çatışması yüzünden azaltılarak, Çin’e yardıma ağırlık verilir. Başlangıçta Londra ve Paris'le köprü kurma amacına kısmen ulaşan Stalin, 1938 yılı sonunda İspanya’ya yardımları tamamen durdurmuştur.
CUMHURİYETÇİLERİN SONU
Cumhuriyetçi cephe içinde değişik sol eğilimlerin birlikteliği çeşitli siyasal ödünlerle sürdürülür hale gelince, kendi içlerinde kargaşa dönemi başladı. Bu durum Franco’nun iç savaşta başarısını arttıran en önemli faktörlerden birisiydi…
1937 Temmuz’unda Cumhuriyetçiler in hava gücü bir yıl öncesine göre yüzde 40 azalmıştır. Sadece 220 çalışabilir durumda uçakları vardır. Başarısızlıkta, gönüllü Rus pilotların yetersiz eğitimle İspanya’ya gelişlerini bazı Rus tarihçiler önemli faktör olarak belirtirlerse de, aynı şey Alman ve İtalyanlar için de geçerlidir. Aslında savaş boyunca tüm yabancılar, bir şekilde uçuş eğitimlerini tamamlamışlardır.
Rusya’da Cumhuriyetçi İspanyollara pilotaj eğitimi, 1937’de Stalin’in izniyle başlanır. İlk partide 193 İspanyol havacısı eğitime başlar. Eğitim süresi yaklaşık 5 aydır. İlk parti pilot eğitimlerini bitirerek anayurtta Cumhuriyetçilerin safında savaşa katılırlar. İkinci partide 413 İspanyol uçucusuna eğitim verilirse de, çeşitli nedenlerle eğitimleri 1939 yılında biter: Oysa İspanya’daki iç savaş sona ermişti... Dolayısıyla çok geç kalınmıştır. Bu ikinci partiden 101 tane İspanyol pilot Rusya’da kalır. Bunlar değişik Rus kentlerinde propaganda amaçlı uçuş gösterilerine katılırlar... Ardından II. Dünya savaşında Rus saflarında uçarlar. Aynı partiden 84 tane İspanyol pilotu ise göçmen olarak Meksika’ya giderler... Bu esnada Fransız hükümeti 1937 sonunda, Cumhuriyetçi kanadın İspanyol pilotlarının, Fransız uçuş okullarındaki eğitimini yasaklar! Bu yasaktan sonra, yaklaşık 200 kadar İspanyol uçucu, Fransız uçuş öğretmenlerinden İspanya’da, kendi vatanlarında pilotaj eğitimi almıştı.
Eylül 1938’de Barselona’da uluslararası Pirene tugayından 100 pilot uçakla havadan, 3500 kara ordusu gönüllüsü de yerden geçit töreni, düzenlerler. Halkın moralini düzeltmek için Cumhuriyetçiler tarafından yapılan naif bir gösteridir... Yabancı bir gazetecinin haberine göre, milisler ve onların rengârenk giysileri çok renkli ve canlı olup, orduların geleneksel tekdüzeliğinden eser yoktur.
Öte yandan Rusların bazı yardımlarının yetersizliğine ve karşılığında aşırı taleplerine özellikle Anarko-sendikacılar ciddi eleştiri getirirler. Anarko-sendika lideri Durruti anılarında, 1927’de faşist İspanyollardan kaçtıklarında Belçika ve Luxemburg’un onlara sığınma hakkı vermesine rağmen, Rusya’ya (o zaman ki adıyla S.S.C.B.) sığınmak isterler. Rus hükümetinin öne sürdüğü kabul edilemez politik şartlar yüzünden, bu düşüncelerinden vazgeçmişlerdir. Durruti’ye göre bugün de Ruslar aynı şeyi İspanya’da yapmaktadırlar! Gerçi Cumhuriyetçi cephe içindeki sosyalist ve komünist birimler kendi durumlarını, Ekim 1917 Bolşevik ihtilaliyle kıyaslamaktan geri duramamaktadırlar: ama bu Rusya’nın gerçeğini değiştirmemektedir!..
Madrid savunmasının başlangıcında hava üstünlüğü Cumhuriyetçilerdedir. Temmuz ayında sıcaklık gölgede +50°C ye çıkmıştır. Bu yüzden Kondor Lejyonu ve Falanjist havacılar başarısızdırlar. Cumhuriyetçi pilotlar, bu şartlarda günde ortalama 4 kez uçuş yapmaktadırlar. 25 Temmuz 1938’den sonra denge Falanjistlerin lehine değişir. Bunda Stalin’in isteksizliği neden olmuştur... Stalin 1938’de Hitler’le yaptığı bir tür saldırmazlık antlaşmasına bağlı kalarak yardımları azaltmış, Cumhuriyetçi kanattan Anarko-sendikacılara ise yardımı tamamen kesmiştir... Cumhuriyetçi ordunun morali bozulur. Umutsuzca olsa da Cumhuriyetçi havacılar gece taarruzlarını sürdürürler. Uluslararası kuvvetlerden bir filonun adı “Gece Savaşçıları” olur! Rus, Amerikan, Avusturyalı ve üç tane İspanyol pilottan oluşan filo, Falanjistlere çok ciddi zararlar verirler. Ancak her iki taraftaki askerlerin anılarından, savaşın kanlı ve acımasız yüzünün buradaki egemenliğini öğreniriz: Ölenlerin parçalanmış, kokuşmuş cesetleri, esirler, yıkılmış şehirler, paramparça araçlar!..
Cumhuriyetçiler, Hitler - Mussolini - Franco ilişkisini yorumlarken, yabancıların İspanya’da tek istediklerinin kendi sözlerini dinleyecek kukla bir lider ve hükümetinin bulunmasını istediklerini vurgularlar... Ayrıca İtalyan-Alman karma hava kuvvetlerinin Falanjist hava kuvvetlerine çok güvenmediklerini de eklerler. Bu gerçek, özellikle Kondor Lejyonu komutanlarınca çeşitli zaman ve yerlerde belirtilmiştir...
Bir gün Zaragoza bölgesinde anarşist lider Durruti, Falanjistlerin hava bombardımanıyla karşılaşır: Düşman uçakları çok yüksekten bombalarını salarlar, yerden Cumhuriyetçiler tüfekleriyle savunma ateşiyle karşılık verirlerse de mermi menzilleri yetersizdir. Ancak bombaların neredeyse hiç birisi patlamaz! Yapılan incelemede bombaların içinden, Cumhuriyetçi sempatizanı Portekizli işçilerin yazdığı notlar çıkar: Notlarda “Yoldaşlar, bu bomba patlamayacak. Şimdilik sizin için bu kadarını yapabiliyoruz” ifadesi yazılıdır. Başlangıçta ikmal üssü olarak Portekiz limanları Falanjist cephe için kullanılırken, Portekizli devrimci işçilerin yaptıkları minik engellemeleridir... Bu dayanışma Cumhuriyetçilere moral sağlar. Çok sonraları Fransa’da Charles De Gaulle hükümetinin kültür bakanı olan André Malraux, bir gün sendikacıları uçakla Madrid’e götürürken, Anarko-sendika lideri Durruti, Malraux’a İspanyol polisinin her ikisi hakkında tuttuğu kayıtları gösterir; faşist İspanyol polisi André Malraux hakkında bile olur olmaz şeyler yazmıştır, gülüp geçerler...
Cumhuriyetçi cephede işler kötüleştikçe, ücretli uçucular yavaş yavaş İspanya’yı terk ederler. Geriye gönüllüler, maceraperest ve kumarbazlar kalır... Uluslararası filo yöneticisi “içi çökmüş pilot yerine, sarhoş pilotu” yeğlemektedir. Çünkü bozuk moraller, daha çok olumsuzluk ve başarısızlık getirmektedir. Aynı yöneticiler zorlaşan koşullarda disiplinle birlikte, devamlılığı sağlamak için, özel çaba sarf etmektedir. En başta paraları bitmiştir, maaşları ödeyemez haldedirler... Gönüllüler parasız uçmayı kabul ederken, bazı profesyoneller bir ay maaş alıp, bir ay almadan uçmayı kabul ederler. Filo yöneticileri yine de profesyonellerin uçakları alıp, ülkeyi terk edip, geri dönmeme riskini göz ardı etmez! Ardından tüm profesyonel havacıların sözleşmeleri iptal edilerek, Fransa’ya geri yollanırlar. Cumhuriyetçiler kendi insan kaynaklarından, havacılığa azıcık bulaşmış (!) kişileri, havacılığın her alanında istihdam ederler. Görev uçuşlarında hiç avcı koruması yoktur. Artık Cumhuriyetçiler in gece taarruzları devamlılık kazanır. Geceleri düşman avcılarının saldırı kaygısı da otomatik olarak ortadan kalkmıştır. Ancak uçakların yetersiz seyrüsefer, atış ve bomba salma sistemleri nedeniyle başarı dereceleri düşüktür.
1938 yılının sonlarına doğru Cumhuriyetçiler her türlü stoklarını tüketirler... Artık uluslararası filo –yokluktan- bir uçuşta birden fazla görev yapmaktadırlar; bombardıman, yakın hava desteği, foto keşif vs… Özellikle Amerikan gönüllü pilotları bu kombine görevlerde çok başarılı olurlar.
Sona doğru yaklaştıkça Cumhuriyetçi havacıların durumları daha acıklı bir hal alır; ne bulurlarsa onunla uçmaktadırlar. Ancak hem havadan Faşist cephenin avcı uçaklarının saldırıları, hem de yerden hava savunmanın güçlü ateşi karşısında erirler. Oysa Kondor Lejyonu bir bombardıman taarruzuna giderken çok güçlü avcı, himaye uçakları korumasıyla güvenli bir şekilde görevlerini tamamlayabilmektedirler.
1939 yılı başında Cumhuriyetçilerin ABD’den parayla aldıkları uçak ve askeri malzemenin deniz yoluyla gelmesi gecikir. Yine Stalin’in söz verdiği 70 uçak, Marsilya’dan hiç gelmez!.. Nedeni ise Stalin’in, savaşın Cumhuriyetçiler tarafından kaybedildiğini kabul etmesidir. Yine politik olarak Stalin, Çin’e yardımı da bahane ederek, İspanya’nın Cumhuriyetçi kanadını gözden çıkarır. Politbüro ve Stalin tarafından Avrupa’da istenilen politik hedeflere ulaşıldığına karar verilir. Rus gönüllülerinden büyük bölümü İspanya’yı terk eder, geride çok az sayıda Rus danışmanı kalır...
27 Şubat 1939 tarihinde Fransa ve İngiltere Franco rejimini resmen tanıdılar.
Cumhuriyetçi hava kuvvetlerinin son uçuşu 6 Şubat 1939 günü yapılır. Katalonyadaki Vilajuiga meydanındaki uçabilir uçakların Falanjistlerin eline geçmemesi için Fransa’da Toulesse yakınındaki Francazal meydanına intikal ederler. Burada uçaklar ve uçucular, Fransız otoritesi tarafından enterne edilmişlerdi.
Devam edecek…