Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan genelge ile 22.12.2013 tarihinden itibaren Türkiye genelinde basın mensuplarının Emniyet Müdürlüğü hizmet binalarına girişleri yasaklandı. Tam da “ileri demokrasi” dönemine yaraşır bir karar! İlk tepkiler, böyle bir yasağın 12 Eylül döneminde dahi olmadığı şeklinde… Çok doğrudur!
12 Eylül sonrası sıkıyönetimin devam ettiği 1981 sonu gazeteciliğe başlamıştım. Gece sokağa çıkma yasağı devam ediyordu ve biz gazeteciler, 1. Ordu Komutanlığı’nın verdiği "sokağa çıkma kartı" ile görevimizi yapabiliyorduk. Emniyet Müdürlüğü birimlerine giriş-çıkışlarımızda ise zaten problem yoktu. Yıllar boyu hiçbir güç, gazetecilerin emniyet binalarına girişini de yasaklamadı. Tabii ki birkaç emniyet müdürünün gazetecileri engelleme amaçlı bireysel girişimleri olmuştu ama hepsi geri tepmişti. Şimdi bu "yasak" da gerçek oldu. Çok mu yadırgadım? Hayır! Aksine hiç şaşırmadım. Çünkü yıllardır o kadar çok hayalimiz (!) gerçek oldu ki… Artık şaşıramıyoruz.
Emniyet Genel Müdürlüğü’nün bu kararından bir gün öncesinde de, THY’de cemaate yakın olduğu söylenen gazetelere “ambargo” uygulandığına yönelik haberler medyaya yansımıştı. Bir yanda İran’a uygulanan ambargo delinir, delenler de sebeplenirken, bir yanda emniyet müdürlüklerinin kapıları gazetecilere kapanırken, THY’nin de siyasi çatışmalara taraf olarak bazı gazetelere ambargo uygulaması bir rastlantı mıydı, bilinmez… Oysa habere, habercilere, gazetelere ambargo konulmasının bütünüyle karşısında olmak gerekir. İktidarın gücünü kullanarak dayanaksız bir şekilde yapılan bu engellemeler, alenen medya üzerindeki baskı değil midir? Bugün emniyet müdürlüklerinde uygulanan ambargonun, yarın diğer kamu kuruluşlarına da yansımaması düşünülebilir mi? Bırakın kamu kuruluşlarını, yüzde 49 hissesi kamuya ait olan, her fırsatta “özel hukuk hükümlerine göre yönetildiği” söylenmesine rağmen iktidarın, her zaman yönetimde ağırlığını hissettirdiği THY gibi kuruluşlarda bile bu anlayış, “gazete ambargoları” şeklinde vücut bulmuyor mu?
THY birkaç gazeteyi yolcularına göstermemekle hiçbir şey kazanmayacaktır. Hangi gazeteye yönelik olursa olsun uygulanacak ambargo, THY’nin küresel şirket vizyonuyla bağdaşamaz ve büyük zarar verir.
Çevreciye polis şiddeti
Kent Hareketleri, Kuzey Ormanları Savunması, Forumlar Arası Kentsel Dönüşümle Mücadele Çalışma Grubu öncülüğünde çok sayıda meslek örgütü, sivil toplum kuruluşu "çevre ve doğaya dikkati çekmek" amacıyla dün Kadıköy'de "İstanbul Kent Mitingi" düzenledi. Mitinge katılan çevreciler, 2,5 milyon ağacın yok edilmesine, 2 milyon göçmen kuşun yollarının kesilmesine yol açacağı için İstanbul’a yeni havalimanı yapılmasına karşı çıkıyor. İşte yaşadıkları kent uğruna seslerini duyurmak isteyen bu duyarlı insanlar, Kadıköy’de polis şiddetine maruz kaldı. Gaz yedi, tazyikli sularla ıslatıldı. Olayda yaralanan 5 kişi tedavi altına alındı. Çocuklarımıza yaşanılır bir dünya bırakmak kaygısı taşıyan bu insanlara bu muamele reva mıdır?
Aydınlık günler dileğiyle…