MENÜ
İstanbul 12/16
Airkule
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
ŞARKILARIMIZDAKİ HAVACILIK-5
Osman Gazi Baykal
YAZARLAR
3 Eylül 2013 Salı

ŞARKILARIMIZDAKİ HAVACILIK-5

4)MARŞLAR:

Özellikle Cumhuriyetin ilanından sonra Türk Tayyare Cemiyeti, Türkkuşu, Türk Hava Kurumu, Türk Hava Kuvvetleri vb. kurumlar için değişik marşlar üretilmiştir.

Orduya uçak alımı yardım kampanyası içinde Ayvalık halkının çabalarıyla satın alınan uçağa isim koyma töreni (I. Güzel Ayvalık Tayyaresi) için yapılmış marş, bu kategorinin en ilginç örneklerinden birisidir. Marşın güftesi Halim Nezihi Bey, bestesi kemani Osman Nuri Beye aittir. 12 Ocak 1928 tarihinde ilk kez kamuya seslendirilen marşın sözleri şöyleydi:

Hoş geldin güzel kuşum

Kudümünle (uzak yoldan gelmenle) pek hoşum

Terk edip gitme birden /Ümidimsin nazlı kuşum

Göklerinde uçtukça vatan sarsılmaz

Hudutlarına giren düşman kurtulmaz

Kanadını açarsın /Heybetinle uçarsın

Toprağın üstüne şan ve şeref saçarsın

Hasrettim çoktan sana

Hayat verdin sen bana

İsminle binler yaşa

Canım fedadır sana

Göklerinde uçtukça vatan sarsılmaz

Hudutlarına giren düşman kurtulmaz...

Cumhuriyetin ilk yıllarında aynı isimde ve benzer amaçla üretilmiş birkaç tane “Tayyare Marşı” vardır. İlki Nazif Alp'in Eylül 1926 yılında yazıp beslediği “Tayyare Marşı”, dönemin havacılık çabalarına destek olması için bir hayli didaktik ve hamasi özelliğiyle dikkati çekmektedir:

Atimizi ilâya (geleceğimizi yükseltmeye) edip ceht (çabalamaya) ile peyman (yemin)

Tayyarelerin göğsüne Albayrağ’ı takdık.

Hürmetle bakarken bize yıldızlar uzaktan,

Sağdan sola, soldan sağa rüzgâr gibi akdık.

En şanlı emeller taşıyor kalplerimizde,

Yıldızlara, Türk’üz, demek azmiyle uçarken

Sulh vakti çiçekler saçılır her yere bizden,

Pür neşedir kalpleri gönüllerde dolaşmak.

Lâkin hele bir harp günü gelsin, elimizden

Bin barika (şimşek) fırlar yere, bir lahzede (anında) mutlak...

Ey Türk kanat aç, namın uzak illere gitsin

Türk ismini yerler biliyor, gök de işitsin...

Diğer “Tayyare Marşı” Mithat Cemal Kuntay tarafından yapılmıştı. Sözleri günümüz için biraz ağdalı Osmanlıcayla dolu olan marşın hamasi yanı dikkat çekici:

Toprak dedemin sıytına pâmal (şan, şöhret ayağı altında) idi, lâkin

Afaka o iclâli (ufuklara o büyüklüğü) bu neslin eli yazdı.

Oğlum onu bir hamlede kaldırmasa heyhat (ne yazık)

Millet mi, hayalet mi, ufuklar tanımazdı...

Serhadd-i vatan çıktı sema vâta (sınır boyu çıktı göklere) dayandı:

Birleşti de azmin eli ilmin kanadiyle;

Yerler taşır alnında, denizler yüreğinde,

Çalkalandı bulutlar da bugün Türk'ün adıyla.

Ey her yeri başka buluttan uzanan nur,

Sen gökte gezerken ne büyüksün, ne güzelsin!

Ey ırkımın ay yıldızı, göktür sana sehrah (işlek yol)

Gök çünkü senin memleketin, muskat-ı re'sin. (doğduğun yer)

Üçüncü “Tayyare Marşı”nın güftesi İ.Hakkı Beye, bestesi ise M.Faruk Beye aittir. Cumhuriyetin ilk yıllarında Pathé plaklarından çıkan bu eseri Müjgân Hanım ve İstanbul Operet Heyeti seslendirmişti. (Zühre operetini seslendiren İstanbul Opera Heyeti ile aynı topluluk olup olmadığı konusunda her hangi bir bilgiye ulaşamadım. O.G.B.) Marşın sözleri:

Bir kuş gibi uçar engin göklerde

Ay yıldız parlayan Türk tayyaresi

Uzak ufuklara dalar gider de

Duyulur derinden o coşkun sesi

Tayyare... Tayyare ey sema kuşu

Ay yıldızı parlat ayın yanında!

Ne kadar hoş olur günün doğuşu

Dolaşırken yurdun asumanında

Yarın cenk türküsü söyleyip giden

Türk'ün o akıncı süvarileri

Senin gösterdiğin yolda koşarken

Dörtnal gidecekler, dörtnal ileri

Erzurum ufkundan Torosları aş!

Yükselt motorundan çıkan gür sesi

Ey Türk tayyaresi, Türk tayyaresi...

Kaynaklardan sözlerine ulaşamadığımız “Türk Tayyare Marşı”nın özelliği güfte ve bestesinin Musevi asıllı vatandaşlarımıza ait olmasıdır. 1927 yılı yapımı marşın sözleri Ferrera, bestesi ise Isaac Algazi'ye aitti...

TRT arşivinde yalnızca şarkı ismi, bestecisi, makam ve form bilgilerini bulabildiğim “Tayyare Marşı”nın sözleri ise:

Göklere kanatlan ki yerde sürünmeyesin

Kartalların adı var, Türklerin kanadı var...

Diğer “Tayyare Marşı”nın bestecisi İzzettin Hümayi Elçioğlu olup, güfte yazarı ve sözlerinin tamamı bilinmemektedir. Rast makamında ve marş formunda bestelenmiştir. Aynı şekilde Mihran Efendinin nihavent bestesi olan “Tayyare Marşı”nın kısıtlı sözleri şöyle:

Uçun uçun

Bu pek temiz göklerinde vatanın...

Vecihi Hürkuş'un anılarından öğrendiğimize göre, İzmir'deki Türk kuşu şubesinin Halkapınar ve Fuar eğitim kamplarında “Yüksel Marşı” söylenmektedir. İzmir Muallim Mektebi öğrencilerinden Korkud Efe, kendisi kursiyer iken ortamdan etkilenerek Türk kuşu için bu marşı yapmıştı:

Yüksel yerler sana dar... Yüksel zafer göktedir

Yürümek sürünmekten başka ne? Davran yüksel

Yükselirken ufuklar yırtılsın, gökleri del

Çelikten kanatların düşmana olsun engel

Boralarla boy ölçüp, göğe “Var ol” dedirt

Yaya kalsın yanında yıldırım, tufanla yel

Yürümek sürünmektir sana, yakışmaz. Yüksel

Yüksel sana yerler dar... Yüksel zafer göktedir.

Ferit Ragıp Tuncer’in marş formundaki “Havacılık Şarkısı”nın sözleri oldukça hamasi özelliğiyle dikkat çekici:

Topraklara dar gelen çelik kanatlarımla

Şimşeklerin yoldaşı, boraların malıyım

Yelesinden (?) fışkıran atlarımla

Ben hayat vermek için uçmalı, uçmalıyım

Ümidin gözlerimde bir kor olup yansa da

İmanım düşmanın kalbini delecektir

Vücudum parça parça yere kapaklansa da

Ruhum kanatlanarak göğe yükselecektir.

Marşlar bölümünde son olarak Hava Harp Okulu Marşına göz atalım: Sözleri şehit bir pilot eşine aittir. (Maalesef ismi bilinmiyor! O.G.B.) Güftenin esas adı “Tayyareci” ve nakaratın ikinci dizesindeki Hava Harp Okulu ibaresi yerine, önceleri (orijinalinde) Tayyareci adımız varken şimdiki haline değiştirilerek söylenmiştir. Bestesi ise H.Recep Arman tarafından yapılmıştır:

Yolumuzda olsa da dağlar kalın bir perde

Pervasız bir kartalız bu hudutsuz göklerde

Gönlümüzden taştıkça bizi coşturan bu hız

Semada olacağız ışık saçan bir yıldız.

                          Kalbimizde korku yok çelikten kanadımız

                          Tayfundan yılmayan Hava Harp Okuluyuz

Bu masmavi saraydır meskenimiz yerimiz

Ölüme bin şekilde alıştı gözlerimiz

Hızını bizden alır kuşlar ve fırtınalar

Geçtiğimiz her yolda bize şimşek oluyor yar

                         Kalbimizde korku yok çelikten kanadımız

                          Tayfundan yılmayan Hava Harp Okuluyuz

Kaygusuz kalsın diye düşmandan vatanımız

Yemin ettik göklerde akacaktır kanımız

Bir Türkoğlu Türk olan böyle ölür nam salar

Üzülmeyin bu yolda kurban veren analar

                         Kalbimizde korku yok çelikten kanadımız

                          Tayfundan yılmayan Hava Harp Okuluyuz

 

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Dilruba
 5 Eylül 2013 Perşembe 15:01
ÇOk güzel yazılar, devamını bekliyorum.
 okur
 4 Eylül 2013 Çarşamba 12:14
Kaptan, ellerine sağlık. Biz ninni yerine bu marşlarla büyütüldük, bu yüzdendir ki bizi ne uyutabiliyorlar ne de TAKLA ATTIRAMIYORLAR (burada Onur Güntürkün'ü saygıyla anıyorum). Ömrümüz yettiğince; yolumuzdaki kalın perdeleri kaldırıp, çelikten kanatlarımızla kartal gibi dolaşacağız.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2026 Airkule