MENÜ
İstanbul 12/16
Airkule
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
ŞARKILARIMIZDAKİ HAVACILIK-4
Osman Gazi Baykal
YAZARLAR
12 Ağustos 2013 Pazartesi

ŞARKILARIMIZDAKİ HAVACILIK-4

3) TÜRK SANAT MÜZİĞİ:

Daha çok türkülerde olduğu gibi metafor olarak kullanılan uçma -gökyüzü ve onun elemanları- diğer duygularla birlikte çeşitli şarkılarda yer almışlardır.

TRT arşivinde güfte ve bestecisi bilinmeyen, notaları ve sözleri olan hicaz makamındaki “Küçücük Kuş Kanatlarını Ver Bana” şarkısında yeni şeyler öğrenmek, merakı gidermek oldukça didaktik biçimde ifade edilmiş. Şarkının sözleri ise;

Küçücük kuş, küçücük kuş

Kanadını ver bana

Ben de çıkıp bakayım

Gökyüzünden dünyaya

            ***

Ne ağaçlar, ne çiçekler ne sular

Ne denizler, ne bayırlar, ovalar

Daha başka nerelerde neler var

Göreyim…

            ***

Küçücük kuş, küçücük kuş

Kanadını ver bana

Ben de uçup gideyim

Bambaşka diyarlara

            ***

Ne yapar başka çocuklar göreyim

Nasıl oynar, ne okurlar, bileyim

Ay nerede, nerde güneş, uzay ne

Çözeyim…

 

Arif Sami Toker’in uşşâk makamındaki “Kanadım Yok Uçamam” şarkısında uçma metaforu ayrılık, vuslat gibi duyguların anlatımında kullanılmış. Şarkının birinci kıtasının sözleri ise:

Kanadım yok uçamam

Kapına ulaşamam

Senin gibi zalime

Gizli derdimi açamam

 

Kadri Şençalar’ın uşşâk makamındaki “Kanatsız Bir Kuş gibi Kaldım Gurbet Ellerde” şarkısında ayrılık, yalnızlık, pişmanlık gibi duygular uçamayan bir kuşun çaresizliği ile anlatılmaktadır. Şarkının sözleri:

Kanatsız kuş gibi

Kaldım gurbet ellerde

Kara sevdalı, başı belâlı diye

Dosttan oldum, pişman oldum, destan dillere

Bülbüller şakıyor

Penbe beyaz güllerde

 

Öğrenciliğimde öyküsünü bizzat Teoman Alpay'dan dinlediğim “Gökyüzünde Yalnız Gezen Yıldızlar” şarkısı, aslında uçak kazasında yaşamını kaybeden çok samimi bir dostu için bestelenmişti. Güftesi Hikmet Münir Ebcioğlu'na ait olan nihavent makamındaki besteyi Teoman Alpay yapmıştı. Şarkının birinci kıtasının sözleri:

Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar

Yeryüzünde sizin kadar yalnızım

Bir haykırsam belki duyulur sesim

Ben yalnızım, ben yalnızım, yalnızım...

 

1930’ların başında beste ve güftesi Yesâri Asım Ersoy'a ait “Tayyâre” şarkısını ilk kez seslendiren Darüttalim Heyetinden muganni (solist) Hamit Bey idi. Plak Columbia şirketinden yayınlanırken sözleri şöyleydi:

Kız binelim tayyâreye

Benzeyelim seyyâreye

Gel uçalım

Yüz sürelim mehpâreye (ay parçası)

Kız bana sen arkadaş ol

Gökte güzel bir yoldaş ol

Yalnız yaşayan kalbime

Öksüz yaşayan kalbime

Gel güzelim sen eş ol

Kız saçına sümbül olsam

Bir gece koynunda kalsam

Yeşil bulutlara dalsam

Sen benim, ben senin olsam...

 

Sözleri Nazım Hikmet, nihavend makamında bestesi Mesut Cemil’e ait “Kanatları Gümüş Yavru Kuş” isimli şarkı oldukça ilginçtir. Kuş metaforuyla sevgiliye gösterilen ihtimam, sevgi çok ilginçtir. Şarkının sözleri;

Kanatları gümüş yavru bir kuş

Gemimizin direğine konmuş

Dağlara çıkma hey Karadeniz

Yavrum yârim uçamaz bensiz

                   ***

Bir yârim var bu yavru kuş gibi

Yârim yüreğime konmuş gibi

Dağlara çıkma hey Karadeniz

Yavrudur yârim, uçamaz bensiz.

 

Bimen Şen'in sultaniyegâh makamındaki “Tayyareli” şarkısı ilginç sözleriyle dikkati çekmektedir:

Gel şu tayyare ile hak-i kederden kaçalım

Uçalım kuşlara yıldızlara güller saçalım

Gezelim her tarafı kutb-ı safayı bulalım

Yeni bir zevk ü tarab (sevinç, şenlik) âlemine yol alalım.

 

Yzb. Fethi Beyin şehadeti üzerine 1914 yılında Sebilci hafız Hüseyin Efendi tarafından güfte ve bestesi yapılan, neveser makamındaki şarkının sözleri şöyleydi:

Telli turnam gibi çıktın yuvadan

Dedi o saklar, kötü gözden yaradan,

                      **

Yine akşam oldu, ezan sesi var

Bülbüllerin güle karşı yeisi var

                      **

O yavrumun benden gayri nesi var

Ağla annem ağlamanın yeridir,

Tayyareden düşen oğul Fethi'dir...

 

1960 yıllarında güftesi Hasan Kerpiççiler, bestesi B. Duyarlar'a ait olan “Sevgilimin Tayyaresi” isimli şarkıyı Sevim Çağlayan seslendirmişti.  Bu şarkı maalesef TRT arşivlerinde bulunmamaktadır!

 

Şerif Muhittin Targan’ın ud için bestelediği enstrümantal “Kanatlarım Olsaydı” eserinin ayrı bir yeri vardır. Parçanın temposunun çok hızlı olması, eseri tam olarak çalabilmenin virtüözlüğün yarısı sayılması gibi özelliklerinin yanı sıra, dinleyicide uyandırdığı sürat-havalanma-uçma vb. duygular çok önemlidir.

 

Son olarak sözleri Rıza Tevfik Bölükbaşı’ya ait “Uçun Kuşlar Uçun Doğduğum Yere” şarkısından bahsetmek istiyorum. Oldukça ilginç bir durum olarak, aynı güfte dört ayrı bestekâr tarafından, üç değişik makamla bestelenmişti: Suphi Ziya Özbekkan gerdaniye, Selâhattin İçli ve Atıf Baştuğ hisarbuselik, Fatih Salgar segâh makamlarını kullanmışlardı. Şarkının sözleri:

Uçun kuşlar uçun doğduğum yere

Şimdi dağlarında mor sümbül vardır.

Ormanlar koynunda serin bir dere

Dikenler içinde sarı gül vardır.

O çay ağır akar, yorgun mu bilmem

Mehtabı hasta mı bilmem

Yaslı gelin gibi mahzun mu bilmem

Yüce dağ başında siyah tül vardır

Orda geçti benim güzel günlerim;

O demleri anıp bugün inlerim

Destan-ı ömrümü okur dinlerim

İçimde oralı bülbül vardır.

Uçun kuşlar uçun burda vefa yok

Öyle akarsular, öyle hava yok

Feryadıma karşı aksi seda yok

Bu yangın yerinde soğuk kül vardır.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 f
 23 Ağustos 2013 Cuma 19:07
“Gökyüzünde Yalnız Gezen Yıldızlar”. hele Emel Sayın'dan dinlersek.
 Müstafi
 13 Ağustos 2013 Salı 10:25
Gün geçtikçe herşeyler gibi havacılık ta doludizgin çirkinleşiyor. Katlanabilmek için güzellikler ekleyenlere teşekkürler.
 Meraklı M
 13 Ağustos 2013 Salı 07:48
Eski şarkıların olduğu TRT dışında, sesli arşiv var mı acaba?
 Türkücü
 12 Ağustos 2013 Pazartesi 23:16
Çok güzel bir derleme, biraz daha araştırılsa neler çıkar!?
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2026 Airkule