Haftabaşı sabah erken saatlerde e-posta kutularımıza düşen açıklama, Türkiye’de havacılık gündeminin en önemli haberi oldu: “Havalimanı işletmeciliğinde Türkiye’nin dünyadaki lider markası TAV Havalimanları, İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’ndaki yüzde 40 hissesini almak üzere Limak Grubu ile anlaştı”
Bu satış söylentisi kulislerde konuşuluyordu ancak gerek TAV, gerekse Limak cephesince doğrulanmamıştı. Peki, İstanbul’un 3. havalimanı ihalesini kazanan konsorsiyumun öncü şirketi Limak, Sabiha Gökçen Havalimanındaki hisselerini neden elden çıkarmaya karar verdi? Ebru Özdemir’in açıkladığı gibi, gerekçe 3. havalimanına konsantre olmak mıydı, bu konuda çeşitli iddialar var ama bu satışın, asıl TAV için çok verimli sonuçlar getireceğinden kuşkum yok. Bunun belirgin göstergesi de, anlaşma sonrası TAV’ın CEO’su Sani Şener’in açıklamalarına yansıyan heyecan, memnuniyet ve haberin duyulmasının ardından görüştüğüm TAV personelinin sevinci oldu. Yakın zamana kadar TAV çalışanlarında 3. havalimanı ihalesini alamamış olmanın “burukluğu” görülüyordu. Çünkü 3. havalimanının devreye girmesiyle Atatürk Havalimanı’nın kapanacağının açıklanması, doğal olarak çalışanlarda geleceğe yönelik “karamsarlık” duygusuna sebep oluyordu. İşte TAV’ın son atağıyla birlikte personeldeki karamsarlığın artık umuda ve heyecana dönüştüğünü söyleyebilirim.
İKİ HAVALİMANI ENTEGRE OLURSA
TAV için İstanbul’un iki yakasında iki havalimanını işletmek, sahip olduğu deneyim ve avantajlar sayesinde zorlukların çok daha kolay aşılmasının yanı sıra yolcunun konforunun da artırılması anlamına geliyor. Bunun için düşünülen ilk adım, Sabiha Gökçen ve Atatürk Havalimanının deniz yoluyla birbirine bağlanması… Çünkü TAV’ın sahibi olduğu Havaş ve İDO’nun olanakları, iki havalimanının entegre edilmesini kolaylıkla sağlıyor. TAV, her iki havalimanından Havaş’la taşıdığı yolcuyu, İstanbul trafiğine takılmadan hızlı bir şekilde denizden İDO’yla nakletme olanağına sahip… Bu durum hem yolcuya avantaj olacağı gibi hem de Sabiha Gökçen’i -özellikle oraya uçmak istemeyen havayollarına karşı- daha cazip hale getirecektir.
TAV’ın CEO’su Sani Şener ve ekibi, hem Sabiha Gökçen Havalimanını geliştirmek, hem de 3. havalimanının devreye gireceği tarihe kadar Atatürk Havalimanının daha verimli işletilmesi açısından çok akılcı yatırımlarla yeni çözümler geliştirebilir. Bu doğrultuda kısa zamanda olumlu sonuçlar alınacağını düşünüyorum. Kısacası, TAV’ı izlemeyi sürdüreceğiz.
BİZDEN HABERLER
Havacılık camiasında bu gelişmeler yaşanırken Airkule Ailesi olarak bizler de habercilikte hep daha iyi olmak için çabalıyoruz. Bu haftadan itibaren yazarlarımız arasında yeni bir isim daha olacak. Daha önce görüşlerine başvurduğumuz ve Airkule’de bazı yazılarına yer verdiğimiz Avukat Cem Gök, artık sitemizde düzenli olarak yazacak. Cem Gök’ün, çalışma yaşamı, özellikle havacılık iş kolunda yaşanan gelişmelerin hukuksal boyutuna ilişkin yazılarının sıkı takipçisi olacağınıza eminiz.
Aydınlık günler dileğiyle…