MENÜ
İstanbul 15/22
Airkule
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
UÇUŞAN GÜZELLİKLERDEN KELEBEKLER
Osman Gazi Baykal
YAZARLAR
4 Mart 2024 Pazartesi

UÇUŞAN GÜZELLİKLERDEN KELEBEKLER

1/ BİYOLOJİK ve YAŞAM ÖZELLİKLERİ:

Alt kanatlı böcekler sınıfından olan kelebekler şimdilik bulunabilen en eski (56 milyon yıl öncesine ait) fosilleriyle dünyanın ilk çağlarından günümüze gelebilen canlılardandır. Kelebekler güvelerden evrimleşmişlerdir ve taksonomide (sınıflandırma bilimi) güvelerle ortak bir üst sınıf oluştururlar. Antartika dışında dünyanın her yerinde bulunurlar. Bazı türleri 5 bin metre yüksekliğe kadar yaşayabilmektedir.

Elma yaprağı üzerindeki kelebek yumurtaları

Dört aşamalı yaşam döngüsüne (başkalaşım-metamorfoz) sahip olan yetişkin kelebekler, yumurtalarını, tırtıl (larva) dönüşümünde rahatça beslenebileceği besin bitkisinin üzerine bırakırlar. Yumurta aşaması birkaç hafta sürdükten sonra ikinci yaşam aşamasına tırtıl olarak geçerler. Bu süreçte aşırı beslenirler. Ardından beslenmeyi bırakıp kendi çevresine ördüğü koza (krizalit) içinde pupa olarak üçüncü yaşam aşamasına geçerler. Bazı türleri bu krizalit yapısını kurmayıp güvenli ve kuytu bir yerde tersten asılı olarak pupa olurlar. Kanatlar, başkalaşımın son aşamasına geçiş için gelişerek, pupa derisi ayrıldıktan sonra yetişkin böcek olarak kozadan çıkarlar. Kurumak için kanatlarını açtıktan hemen sonra uçuşa başlarlar. Tropik bölgelerde bazı tür kelebeklerin yılda birden fazla nesli olurken, soğuk bölgelerde bazı türlerin yaşam döngülerini tamamlamaları birkaç yıl alabilir.

 Bir kelebek tırtılı tehdit pozisyonunda

Kelebeklerin pullarla kaplı dört kanadı vardır. Pullar kanatlara kamuflaja uygun renkle birlikte motifler verirler. Dinlenirken kanatlarını vücutlarının üzerinde birbirine doğru dikey olarak tutarlar. Yetişkin kelebek ailesinin büyük bölümü bir günlük, bazı türleri bir-iki saatlik, bazılarının da bir haftadan bir yıla uzayan yaşam sürelerine sahiptirler.

Bir krizalit- pupa

Kelebeklerin yaklaşık toplam 18.500 civarında türüne karşılık güvelerin ki yaklaşık 160.000’dir. Türkiye’de ise bazıları endemik olarak toplam 427 adet farklı türde kelebek kayıt altına alınırken güvelerde bu sayı yaklaşık 5.000’den fazladır. Avrupa’daki toplam kelebek türü sayısı 500’den biraz fazla olduğu göz önüne alınırsa, ülkemizdeki tür çeşitliliği çok önemlidir.

Çocuğun yüzüne konmuş kelebek

Kelebekler düşmanlarına karşı kamuflaj, taklit ve aposematizmden (bir hayvanın potansiyel düşmanlarına saldırı ve yiyemeyeceği zehir, koku, tat vb. şeklinde kendini tanıtması) yararlanır. Bazı tür kelebeklerin kanatlarında göze benzeyen büyük motiflerin düşmanlarını aldatmada önemli işlevi vardır. İri bakan bir çift göz ile tehlikeli bir yırtıcı (özellikle baykuş) imajı yaratmaktadırlar.

Genellikle bitkilerin tozlaşmalarına -arılar kadar yoğun olmasa da- çok daha uzaklara polenleri götürerek yardımcı olurlar. Ancak bazı türleri larva aşamasındayken bitki ve ağaçlara zarar verebilirken bazı türlerin larvaları da zararlı böcekleri yiyerek bitkilere yardımcı olurlar.

Bazı kelebek türlerinin (örneğin mavi kelebekler) tırtılları karıncalarla ortak yaşam (simbiyotik) ilişkisi kurarlar. Onlar için oldukça çekici, tatlı ve lezzetli bir sıvı salgılarlar. Buna karşın karıncalar da tırtılı gündüz düşmanlarına karşı korurken, geceleri toprak altındaki yuvalarında saklarlar. Ayrıca tırtılın koza bakımını da yaparlar. Bazı yerlerde ise bir tür karıncalar tırtılları yiyebilmektedirler...

Kelebekler rüzgâr ve kokuları antenleriyle algılarlar. Kanatlarının üzerindeki pullar hem aerodinamik uçuş özelliğini arttırır hem de renk ve motiflerini verirler. Dokunulduğunda yerinden çıkacak kadar hassas ve narin olan pulların, kelebeğin kanatlarına saplanarak tutan sivri uçları vardır. Pulların yapısı ve düzeni, güneş ışığının yansıma ve kırılma ile soğurma olaylarını sağlar.

Kelebek kanatlarında simetrik olarak bulunan benekler, uçuş için gereken vücut sıcaklığına ulaşabilmesi için güneş ışığını emerler. Kelebekler cinslerine göre genellikle ortam sıcaklığı 20-25°C ve üzerinde uçabilirler. Uçuş stilleri karakteristik olup, eş (ler)e kur yapmak için gösteri yapan türleri de vardır. Aerodinamik açıdan kanatların ürettiği kaldırma kuvveti, uçuşta kararlı durum için kanat uçlarında girdaplar (vortex), dönme ve hava akımı yakalama vb. mekanizmaları kullanırlar.

Kelebekler zaman ayarlı genetik güneş pusulasını kullanarak yönlerini bulabilmektedirler. Polarize ışığı (ultraviyole dalga boyu ışığın bir altı) görebildikleri için bulutlu havalarda da yönlerini belirleyebilirler. Ayrıca ev sahibi bitkilerin yaşam biçim ve çeşitlilikleri kelebeklerin davranışlarını çok etkilemektedir. Genelde pek çok tür kışı yumurta veya larva olarak geçirip baharda yetişkin kelebek olarak doğada yer alırlar.

                         Kral kelebeklerinin oluşturduğu salkım

Kral, İngiliz Boyalı Hanımefendi ve birkaç Fırça Ayaklı (Danine) türü kelebekler çok uzun mesafeler boyunca göç ederler. Bu göçler yaşam sürelerinin kısalığı nedeniyle birden fazla nesil boyunca sürmektedir. Göçlerde kesin olan bir şey vardır: Gidip te dönen kelebek nesli hiç yoktur. İngiliz Boyalı Hanımefendi Tropik Afrika’dan Kuzey Kutup dairesine kadar gidiş-dönüş yolculuğunu (≈ 14.500km) altı nesille tamamlayabilmektedirler. Yine göçmenlerden Kral kelebeği Kuzey Amerika’dan Meksika’daki kışlama bölgelerine, ilkbaharda tersine göçleri farklı nesillerle tamamlarlar. Kral kelebekler yaklaşık 4.200km lik mesafeyi günde ortalama 73km (bazıları 450km ye kadar uçabilmekte) ve 3.000m yüksekliğe kadar çıkarak katetmektedirler. Ortalama 8mg ağırlıktaki bu kelebeklerin binlercesi bir dala konunca onun kırılmasına neden olabilmektedir. Ayrıca yumurtalarını zehirli sütlü bir bitkiye bırakan Kral kelebeklerinin larvaları, kendilerini etkilemeyen bu zehirle beslenerek düşmanlarına karşı korunma sağlamaktadır.

Her ne kadar Kral kelebekleri sadece Kuzey Amerika kıtasına özgüyse de günümüzde İber Yarımadası, Avustralya, Yeni Zelanda ve Okyanusya’nın bazı kısımlarında bulunmaktadır. Bunların oralara nasıl dağıldığı belli olmayıp şimdilik birtakım tezler öne sürülmüştür.

Dünyanın pek çok yerinde kelebek popülasyonunda ciddi azalma vardır. Nedenlerin başında küresel iklim krizi nedeniyle oluşan daha sıcak ve uzun sonbaharlar, kuraklık-aşırı yağışlar, tek ürünlü yoğun endüstriyel tarım, çevre kirliliğinden hem kendilerinin hem de beslenme bitkilerinin olumsuz etkilenmeleri gelmektedir. Örneğin ortalama yüz milyon civarında olan Kral kelebekleri, uzun ve sıcak sonbaharlar yüzünden dengeleri bozularak ciddi nüfus kayıpları baş gösterirken dünyada tehlike altındaki türler listesine eklenmişlerdir.

2/ KELEBEKLERLE GÜVELER ARASINDAKİ ÖNEMLİ FARKLAR:

Kelebekler genellikle gündüzün aktifken güveler geceleyin hareketlidir. Eşleşmek için kelebekler görme, güveler koku yeteneklerini kullanırlar. Kelebeklerin duyma yetileri yoktur, oysa güvelerin kulakları vardır. Isınmak için güneş ışığına ihtiyaç duyan kelebeklerin aksine güveler ısınmak için uçarlar. Güveler kalın ve tüylü görünümlü gövdeye sahipken kelebeklerin karınları ince ve pürüzsüzdür. Güveler genellikle kanatları yana doğru açılmış şekilde dinlenirken kelebekler kanatlarını sıklıkla sırtlarının üzerine, yukarı ve birbirine doğru katlarlar (Ara sıra kanatlarını açarak kısa süreliğine güneşlenerek enerji depolarlar). Her ikisinde bileşik göz olmakla birlikte güvelerinki üst üste, kelebeklerinki yan yanadır. Kelebeklerin antenleri güvelerden farklıdır.

                                  Yetişkin insanın kolundaki atlas güvesi

3/ MİTOLOJİ, İNANÇ ve SEMBOLLERDE KELEBEKLER:

Antik Yunan’da “psykhe” ruh ve kelebek demekti. Ruh, ölümden sonra bedeni terk ederken çoğunlukla kelebek olarak gösterilmişti. Yine Yunan mitinde Eros’un aşığı Psykhe, Afrodit tarafından uyutulmuş, daha sonra Aşk’ın öpücüğü ile yeniden hayata döndürülmüştü: O, kelebek kanatları taşıyarak veya bir kelebekle oynarken temsil edilmişti.

Farklı bir psykhe mitinden gelen kelebek, özellikle Roma’da zaman içinden aşkla ebedi mutluluğa erişen insan ruhunun simgesi haline dönüşmüştü.

Güney Pasifik’te bulunan Samoalı bir halkın inanışına göre tanrı kelebekti. Bu yüzden insanlar kelebek yakalayanın cezalandırılacağına inanırlardı.

Aztek’lerde kelebek önemli gökyüzü sakinleri arasında yer alır. Orta Amerika’nın tüm halkları için kelebekler zengin ve sulak bitki aleminin simgesiydi. Ayrıca ölülerin yeryüzüne geri dönen ruhları olarak kabul edildiklerinden kelebeklere çok özen gösteriliyordu.

Kuzey Amerika yerlilerinden Hopi’lerde “Kelebek Kız”, saygı ruhu olarak temsil edilirdi. Kelebekleri ve mısırı (ikisi de bereket ve yaşam anlamındadır) işaret eden özel sembolleri vardı.

Japon kültüründe kelebek, kadınsı gösteriş (ve geyşayla) ile kısa süreli mutluluğu çağrıştığı için uğurlu bir sembol sayılmazdı. Ancak beyaz kelebek ölünün ruhunu, iki kelebek mutlu evliliği simgeler.

Kelebeğin gelişiminde gerçekleştirdiği şaşırtıcı değişim (başkalaşım) birçok halklarda bunun yeniden doğuşu, başka bir varoluşu bazen de büyük değişimi tasvir ediyordu. Yine kelebeğin boyutu ve hafifliği, birçok inanışta ruhun sembolü haline getirmektedir. Ayrıca kelebeğin yaşam evrelerinden kurtçuk=hayatı, krizalit=mezarı, kelebek=ruhun doğuşunu temsil etmektedir. Hıristiyanlığın başlangıç dönemlerinde St. Pavlus “Hiçbirimiz ölmeyeceğiz, ancak hepimiz dönüşüm geçireceğiz” demişti.

Müslüman sembolizminde “Aşık görüsündeki kelebek, kendisinin alevlerde yok olacağını bilse de heyecan ve arzuyla büyülenerek ateşe gider” yorumu vardır.

Platon ruhun bir kelebek gibi bedensel hapishanesinden kaçmadan aydınlanamayacağını öngörür. Kelebeğin hafifliği ve anlaşılamaz uçuş paternleri, 18yy dan itibaren modern sembolizmin uçuculuğunu, havailiğini “kelebek gibi uçmak” fiilini yaratarak ifade etmişti.

Öte yandan Mandegusu Adasında epilepsi nöbeti geçirenlerin hareketleri kelebeğin kanat çırpmalarına benzetilerek hastalıkla kelebek özdeşleştirilirdi. Başta Güney Amerika olmak üzere pek çok yerde siyah kelebeklerin kötüye işaret olduğuna inanılırdı.

4/ GÜZEL SANATLARDA KELEBEKLER:

Eski Mısır’da 3.500 yıl öncesine ait çeşitli tapınak ve mezarlarda süs amaçlı kelebek figürleri bulunmuştur. Orta ve Güney Amerika uygarlıklarında pek çok tapınak, kutsal eşya ve mücevherlerin üzerlerinde kelebek süslemeleri vardır.

Müzik dünyasında kelebek isimli değişik türlerde eserler verilmiştir. Şüphesiz en ünlüsü Giacomo Puccini’nin üç perdelik operası olan Madam Butterfly, 1904’te gösterime girdiğinden beri tüm dünyada en çok sergilenenlerin başında gelmektedir.

Türkiye’de Metin Şentürk, Emre Yücelen, Brian Keane & Omar Faruk Tekbilek vb. sanatçıların Kelebek isimli şarkıları vardır.

1963-1980 yılları arasında aktif müzik yaşantıları süren Beyaz Kelebekler isimli pop müzik grubu vardı. Kadın solistleri altı kez değişirken 1970’te grup, trafik kazasında üç üyesini kaybetmişti. Yeni katılımlarla müziğe devam eden grup, en son 1980 yılında bir üyesinin sahnede, silahlı saldırıda yaşamını yitirmesiyle dağılmıştı.

Tiyatroda Abdülkadir Sonkar’ın tek kişilik drama oyunu “Kelebek Olup Uçacağım” önemli beğeni kazanmıştı.

Edebiyatta kelebek isimli yerli-yabancı pek çok eser vardır. Bunların içinde en popüleri Fransız asıllı Henri Charriére’nin 1968’de yayımlanan Kelebek (Papillon) isimli otobiyografik romanıdır. Daha sonra 1973’te filmi de yapılmıştır.

Japon edebiyatına özgü “Haiku” türü geleneksel şiirlerinde kelebeklere ait pek çok örnek vardır. Türk sanatçılardan Oruç Aruoba, küçük İskender, Haydar Ergülen, Murat Gülsoy, Murat Türk vb. Haiku tarzında kelebekli şiirler yazmışlardır. Ünlü Japon sanatçı Başo’un Türkçe’ye Oruç Aruoba’nın çevirdiği “Kelebek Düşleri” kitabından bir örnek:

                               Cama çarpma

                                savrulup ta öyle

                                güz kelebeği   

Damien Hirst’in “I’m Become Death Shatterer of Worlds isimli 2006 yapımlı eseri

Barok dönemin resim sanatında kelebekler insan ruhunun sembolü, zamanın geçiciliğini, dünyevi şeylerin faydasızlığını tuvallerde simgelemişlerdi. Erken kapitalizm dönemiyle birlikte tablolardaki kelebek mesajları da tarihsel koşullara paralel olarak değişim göstermişti. II.Dünya savaşından sonra daha soyut çalışmalarla birlikte kelebekler sembolik felaket (ler)in habercisi olarak kullanılmıştır. Sanatında gerçek kelebekleri kullanan İngiliz ressam Damien Hirst bu konuda özel bir örnektir. Ünlü ABD’li fizikçi Robert Oppenheimer’in atom bombası için söylediği “I’m become death shatterer of worlds: Şimdi ben, dünyaların yok edicisi ölüm oldum” sözünü verdiği kaleydoskopik kompozisyonunda 2.700 adet gerçek kelebek kanadı kullanmıştı.  

2000’li yıllardan itibaren heykel sanatçıları kelebekleri ölüm, ruh, değişim ve en çok iklim krizi temalarıyla eserlerinde kullanmışlardır.

Kelebek, takı, dövme-tattoo gibi uygulamalarda çok sık kullanılan önemli bir figürdür.

                               Kelebek dövmelerinden bir örnek

 5/ NOTLAR:

*Kelebek Etkisi: Matematikte kaos teoremleri üzerine araştırma yapanların başında gelen Edward Lorenz, bilgisayarının başından ayrılıp tekrar döndüğünde girdiği verilerle alakasız bir çizimi ekranında görmüştü. Tekrar aynı verileri girip sonucu beklediğinde daha farklı bir çizimi gören E. Lorenz, bilgisayarın virgülden sonra altı basamağı aklında tutmasına rağmen sadece ilk üç basamağı kendisine gösterdiğini fark etmişti. İşte o gösterilmeyen 4, 5, 6. basamaklardaki sayılar her seferinde farklı çizime ulaşıyordu. E. Lorenz buna “kelebek etkisi” adını verdi. Özellikle meteorolojik sistem tahminlerinde çok önemli bir ayrıntı olan kelebek etkisi, bulunduğumuz yerdeki güneşli bir hava, başka bir kıtadaki küçük bir değişkenin (kelebeğin kanat çırpmasıyla) etkisiyle fırtınaya dönüşebilir. Çünkü küçük ve önemsiz dediğimiz değişkenler, katlanıp büyüyerek bir kaos ortamına dönüşebilir. Bu musluktan akan suyun paterninin değişiminden tutun da her alanda kendisini gösterebilir.

*Ünlü müteveffa boksör M. Ali Clay’in “Kelebek gibi uçar arı gibi sokarım” mottosu günümüzde halen popülerliğini korumaktadır.

* Bazı kelebek cinsleri ihtiyaçları olan tuz ve suyu kaplumbağaların göz yaşlarını içerek karşılamaktadır. Zaman zaman insan terine de gelebilmektedirler.

* 1970’lerin başına kadar çok yaygın olan kelebek koleksiyonculuğu, bir şekilde (genellikle atrap isimli özel ağla) yakalanıp, toplu iğneyle öldürüldükten sonra uygun çerçeveli yüzeylerde toplanarak yapılırdı. Gelişen fotoğraf makineleri teknolojisinin yardımıyla artık film veya fotoğrafı çekildikten sonra kelebeğin tekrar doğaya salınması, kayıtlara işlenmesi, kısaca bir tür kelebek gözlemciliği şeklinde yaygın olarak uygulanmaktadır.

* Ünlü Rus asıllı Amerikalı yazar Vladimir Nabokov ayrıca entomolog (böcek bilimci) olup, bugün kendi adını taşıyan kelebek cinsleri ve üreme organları hakkında önemli araştırmaları vardı. “Nabokov’s Butterflies” isimli kitabı ilginçtir.

*Mavi kelebekler toplu mezarlıkları keşfetmede çok başarılıdırlar. Nedeni ise sadece toplu mezarlıklarda yetişen bazı tür bitkilere yönelmeleridir.

* Kelebek kanatlarından esinlenerek güneş pillerinin gözelerini geliştirme çabaları sürmektedir. Özellikle Hindistan habitatlı gül kelebeğin kanatlarındaki yoğun yapı, incelemeler sonucu delikli pulların özellikleri güneş pillerinin gözelerine uygulanarak daha hafif, esnek ve daha çok güneş ışığı soğuran modeller üretilmiştir.

* Fethiye’deki Kelebekler Vadisinde yaklaşık 30 çeşit kelebek türü olup, en yoğun olarak Temmuz, Ağustos aylarında bulunmaktadırlar.

*İstanbul St. Joseph Lisesinin Doğa Bilimleri Merkezindeki hayvan-bitki-fosil koleksiyonları içinde kelebeklerin ayrı bir yeri vardır.

* Konya Tropik Kelebek Bahçesinde çeşitli kelebek ve güveler ile böcek müzesi yer almaktadır. 1.600m² lik alan yapay göl ve kayaların yanısıra beslenmeleri için bitki peyzajları vardır.

* Özellikle psikoloji dalında çeşitli amaçlarla kullanılan görsel testlerde (kognitif, yetenek, ilgi, nörogelişimsel, kişilik vb.) farklı kelebek imgeleri sıklıkla kullanılır.

* Kelebek ismi pek çok ürün markası olarak (özellikle kadınlara yönelik takı, saç kesimi, giysi modeline vb.) sıklıkla kullanılmaktadır.

Başvurulan Kaynaklar:

*Doğanın Gizemleri ve Harikaları (Elizabeth Dalby – Tübitak Popüler Bilim Kitapları, 2017)

*Doğanın Anatomisi (Julia Rothman – ODTÜ Yayıncılık, 2017)

*Biyocoğrafya: Ekolojik ve Evrimsel Bir Yaklaşım (C. Barry & Peter D. Moore & Richard J. Ladle – Nobel Akademik Yayıncılık, 2017)

*Yeterince Tembel misin? (Tuğba Çoşkuner – Cezve Kitap, 2018)

*Türkiye’nin Kelebekleri: Doğa Rehberi (Ahmet Baytaş – NTV Yayınları, 2008)

*Yunan ve Roma Mitolojisi (Colette Estin & Helene Laporte – Tübitak Yayınları, 2002)

*Hayvan Mitosları (Deniz Gezgin – Sel Yayıncılık, 2007)

*İnka, Maya ve Azteklerde Semboller (Heike Owusu – İlya Yayıncılık, 2004)

*Semboller Nasıl Okunur (Clare Gibson Y.E.M. Yayın, 2013)

*Larousse Semboller Sözlüğü (Nanon Gardin & Robert Olorenshaw & Jean Gardin – Bilge Kültür Sanat Yayın, 2014)

*Canlılarda Kanat Varyasyonları ve Uçuş Mekanizmaları (Merve Uluğ – Lisans Tezi, Eskişehir 2007)

*Bilim ve Teknik Dergisi (Tübitak – Sayı 577 & 601, 2017)

*Zoo’m: Harflerden Hayvanat Bahçesi (Enis Batur – Kırmızı Kedi Yayınları, 2017)

*www.enwikipedia.org

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Meraklı
 7 Mart 2024 Perşembe 16:13
Fazla akademik bilgiye boğulmadan popüler bilim ve magazinsel anlatımınız keyifli okumayı sağlıyor. Çok güzel, devamını bekliyorum.
 Despina
 5 Mart 2024 Salı 15:28
havacılığın değişik alanlarında ufuk açıcı yazılarınız önemli, tebrikler.
 Özer Ülgen
 4 Mart 2024 Pazartesi 19:23
Teşekkürler,emeğine sağlık
 Sebahattin Ali
 4 Mart 2024 Pazartesi 17:34
Kelebek hakkında her şey teşekkürler
 Aysegul Kocagra.
 4 Mart 2024 Pazartesi 16:35
Tebrikler ne emek sarfetmissin ama sonuc mukemmel tsk
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2024 Airkule