MENÜ
İstanbul 8/10
Airkule
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
AYLAK BİLGİLER-V
Osman Gazi Baykal
YAZARLAR
23 Mart 2026 Pazartesi

AYLAK BİLGİLER-V

1/ Göktaşı İnsana Çarparsa:

Milyonlarca yıldır uzaydan irili ufaklı pek çok göktaşı (meteor) dünyamıza düşmektedir. İstatiksel olarak göktaşının bir insana çarpma olasılığının 7.000 yılda bir olarak astronomi ve diğer disiplinler tarafından hesaplanmıştır…

30.11.1959’da ABD’nin Alabama eyaletinin Talladega County’de yaşayan Ann Hedges bu istatiksel sonuca denk gelmişti. 32 yaşındaki kadın öğleden sonra yatağında uyurken gökten düşen dokuz kiloluk simsiyah göktaşı önce tavanı delmişti. Hemen yanındaki radyoya, ardından kalçasına çarpmıştı.

Ann Hedges ve annesi başlangıçta ne olduğunu anlayamamışlardı. İkisi, hızla alçalan ateş topunu gören komşuları da dahil herkes Rusların bir saldırısı olduğunu zannetmişlerdi. Devir soğuk savaşın en kızgın olduğu, devamlı anti-komünist manipülatif yorum ve haberlerin kamuoyunda yapıldığı süreçti. Kocası eve dönünce o da evin çevresindeki meraklı kalabalığa anlam verememişti.

Ardından doktor, polis şefi ve belediye başkanı da olay yerine gelmişti. Ann Hedges’in ciddi şekilde şişmiş ve morarmasına rağmen kalçasında önemli bir şey olmadığını söyleyen doktor rahatlaması için birkaç günlüğüne hastaneye yatırmıştı.

     Solda yatak odasının tavanındaki delik, sağda Ann Hedges ve göktaşı

Kaya parçasını bir jeolog inceleyip göktaşı olduğunu belirledikten sonra analiz edilmesi için ABD Hava Kuvvetlerine teslim edilmişti.

İyi bir hikâye yakaladıklarını sezen medya mensupları, evin içinde ve civarında gezen meraklılar, sürekli çalan telefon vb. nedenlerle mahremiyetin ortadan kalkması çiftin sinirlerini bozmuştu.

Kiralık evde oturan çift, taşın mülkiyetinin kendilerinde olmasını iddia etmişler ancak ev sahibi de medya çılgınlığının merkezinde kalabilmek için kendileri sahiplenmek istemişti. Araya eyalet senatörü de girmiş ama Hava Kuvvetleri süresiz olarak kendilerinde kalmasını talep edince durum iyice karmaşıklaşmıştı.

Sonuçta mahkemeye gidilmişti. Kamuoyu Ann’ın tarafında olmasına rağmen mahkeme aksini düşününce taraflar kendi aralarında anlaşmışlardı. Hedges’ler göktaşından büyük kazanç sağlayacaklarını düşünerek 500USD’a satın almışlardı. Ne var ki aradan iki yıl geçmiş ve kamuoyunun ilgisi tükenmişti. Smithsonian Müzesinden teklif gelmiş ama bedeli düşük bulup reddetmişlerdi.

Hayal kırıklığına uğrayan Ann, göktaşının uğursuzluğuna inanarak Doğa Tarihi Müzesine bağışlamıştı. Sinirleri bozulan çift boşanmıştı. Ann Hedges sağlığını iyice yitirince bakımevinde 1972 yılına kadar yaşamıştı. (*)

2/ Tsutomu Yamaguchi:

Günümüzde Şanslı İnsan kavramı, genellikle piyangodan büyük para ödülünün çıkmasına doğru evrilmesine rağmen eskiden öyle değildi.

Japon vatandaşı 29 yaşındaki Tsutoma Yamaguchi, 6.8.1945 günü işi nedeniyle Hiroşima’da bulunuyordu. Sabah 08.15’te sokakta yürürken büyük bir patlamayla oluşan ışık parlamasına anlam verememişti.

Şehrin 500m yukarısında patlayan atom bombasının dehşetli etkilerini tüm insanlık çok gecikmeli öğrenecekti! Tsutoma sonraları duygularını anlatırken “Sanki dünyaya güneş düştü” demişti. Hayatta kalanlar ise yaşananları “Bombadan sonra şehrin cehenneme dönüştüğünü” söylemişlerdi.

               Hiroşima’da bir banka merdiveninde birinsandan geriye kalan

Tsutoma, Hiroşima’dan inanılmaz şekilde bir tarafında yanıklarla sağ olarak kurtulmuş, diğer birçok kaçanlarla birlikte Nagasaki’ye trenle dönmeyi başarabilmişti. Yolculuk o kaotik ortamda on saatten fazla sürmüştü.

Askeri Japon Cuntası Hiroşima haberlerine sansür uygulattığı için üç gün sonra iş yerine dönen Tsutoma’nın anlattığı dehşete kimse inanmamıştı. Arkadaşları bunun gerçek olamayacağını iddia ederlerken “Bockscar” isimli B-29 uçağından ikinci atom bombası atılarak Nagasaki üzerinde patlamıştı.

Tsutoma tıpkı dokuz canlı kedi gibi bu patlamadan da sağ kurtulmuştu. Ayrıca korkunç radyasyon hastalıklarına yakalanmamıştı. Oysa ilk anda Hiroşima’da 80.000, Nagasaki’de 90.000 kişi ölmüştü. İmparator Hirohito’nun teslim açıklaması altı gün sonra olmuştu. İmparator teslimiyet açıklamasında “Yeni ve acımasız bombalar nedeniyle Müttefiklere teslim olduklarını” söylemişti.

Solda Nagasaki şehrinin atom bombasının patlama noktasının önce ve sonraki görünümü, sağda Tsutoma Yamaguchi

Tsutoma Yamaguchi, atom bombalarından etkilenen kadınlara bir tür yardım toplama ve iyi niyet ziyareti amacıyla 1955’te ABD’ne gitmişti. Hiroşima’ya bombayı atan Enola Gay isimli B-29 uçağının Yzb. Robert A. Lewis isimli co-pilotuyla “This is Your Life: Bu sizin Hayatınız” isimli TV programında yüz yüze gelerek tanışmıştı. 11.5.1955’ten sonra, 1983 yılında Robert’in ölümüne kadar dostluklarını mektup ve telefonla sürdürmüşlerdi

2010’da 93 yaşında kanserden ölünceye kadar Tsutoma sakin ve düzenli hayat sürmüştü. Ölmeden önce yerel medyada kendisiyle ilgili haber çıkınca tüm ülkeye öyküsü yayılmıştı. Japon yetkililer hemen araştırma yaparak resmî açıklamayla durumu doğrulamışlardı. Tsutoma’nın iki bombadan kurtulmuş tek Hibakusha (atomik patlamalardan etkilenmiş insanlar) olduğunu kesinleştirmişlerdi. 

Solda Tsutoma Yamaguchi, sağda Anola Gay’ün co-pilot’u Robert A. Lewis

Tsutoma bir röportajında “Hayatta kalmasının benzersiz mucize olduğunu, tüm ülkeleri nükleer silahlardan vazgeçmeye çağırırken bir daha asla atom bombasının atılmamasını sağlamayı umduğunu” belirtmişti.

II.Dünya savaşından sonra Hibakusha insanları (toplam 185 kişiydiler) toplum tarafından dışlanmışlar, adeta görünmez olmuşlardı. Nedeni ise onlardaki yaraların bulaşıcı olduğu düşünülüyordu. Amerikalılar 1952’de geçici Japonya yönetimini terk ettikten sonra yeni Japon hükümeti Hibakusha’ları daha da küçümsemişti.

Ancak savaştan 25-30 yıl sonra birtakım projeler ve bazı grup çalışmalarıyla Hibakusha’ların sessizlik kültürü çözülerek röportaj verebilmişlerdi.

Hibakusha’lar içinde sadece Tsutoma Yamaguchi hükümet tarafından, çok sonraları resmen tanınmıştı!

ABD başlangıçta 12 atom bombasını Japonya’ya atmayı planlamıştı. İmparator Hirohito, hükümetin muhalefetine rağmen Potsdam Konferansının şartlarıyla teslimiyeti kabul etmesi üçüncü ve sonraki bombaların atılmasını engellemişti. Bu arada Japon ordusunun cephaneliğinin bulunduğu Kokura kenti, asıl hedefler içinde olmasına rağmen hava koşullarının yardımıyla iki kez bombalanmaktan kurtulmuştu. (**)

3/ İlk İHA & Avcı Uçağının Hava Muharebesi:

II.Dünya savaşının sonlarına doğru ilk insansız hava araçları (İHA) ABD’de bilinen bir uçak üzerinde uzaktan radyo kontrollü -tıpkı model uçaklar gibi- şekilde denenmeye başlanmıştı. Genellikle pilotsuz bir uçağı, radyo kontroluyla başlangıçta sadece pistten havalandırıp belli bir uçuştan sonra meskûn olmayan yerde füze veya benzeri silahların gerçek atış denemelerinde kullanılıyordu.  

F6F-5K Hellcat tipi pervaneli uçak, insansız olarak (drone) füze teknolojisi testi için Pasifik Okyanusunun ortasına uçurulacak ve orada vurularak düşürülecekti. Böylelikle yerde yaşayanlar için herhangi bir risk oluşmayacaktı.

16.8.1956’da Kaliforniya’daki Mugu deniz-hava üssünden 11.34’te bir F6F-5K Hellcat dronu, uzaktan kontrollü olarak havalanmıştı. Bir süre sonra drone komutlara uymayı bırakıp kendi kendine uçarak Los Angeles’e doğru ilerlemeye başlamıştı.

Durumun ciddiyeti üzerine Oxnard hava üssünden iki adet F-89D Scorpion tipi avcı uçağı hazırlanarak acil kaldırılmıştı. Pilotlara atışlarının yerdeki sivillere zarar vermeyecek şekilde yapmaları emri verilmişti: Amaç ıssız bir bölgede drone’nun düşürülmesiydi.

         Solda İHA dönüşümlü F6F-5K Hellcat, sağda F-89D scorpion av uçakları

Drone’u önleyen av uçakları Palm Deal üzerinde ilk saldırıda 42 roket ateşlemişler ama hepsi ıskalamıştı. İkinci uçak aynı miktarda roket atışında karavana sorunu yaşamıştı. Drone’a tekrar 64 roket atılmış ama sonuç değişmemişti. Avcı pilotlarının karavana atışları sayesinde Drone hasarlanmamıştı. Toplamda 208 roket atışından kurtulmayı başaran drone kendi başına uçuşunu sürdürmüştü

Yakıtı azalan avcı uçakları geri dönmüş, dron da yakıtı bitene kadar uçmuş ve en sonunda yere düşmüştü. 1997’de bölgede yapılan bir kazıda drone’nun parçaları bulunarak tanımlanabilmişti.

Yerde hiçbir insanın yaralanmadığı olayda çıkan yangınları 500 itfaiyeci ancak iki günde söndürebilmişlerdi. Olay havacılık literatürüne Palm Deal savaşı olarak geçmişti.

4/ U-2 Pilotlarının Havada Tuvalete Çıkmalarını Engelleyen Çok Gizli CIA Kılavuzu:

1954’te tasarım çalışmalarına başlanan 1957’de ilk görev uçuşuna çıkan tüm Lockheed U-2 Dragon Lady uçakları başlangıçta CIA’e aitti. Toplam 104 adet üretilen ve başlangıçta bu projeye karşı çıkan ABD Hava Kuvvetleri, U-2’nin performansından çok etkilenerek 31 adetini CIA’dan önce ödünç sonra da satın almıştı…

Soğuk savaşın en hararetli yıllarında (1956-1976) yerden 70.000’≈ 21.400m ve daha yükseklikte ve yaklaşık 11.260km menzilli, fotoğraf vb. araçlarla istihbarat keşfi yapan U-2 Dragon Lady tipi uçaklarının pilotlarına CIA, başlangıçtan itibaren çok katı disiplin uyguluyormuş! Dokuz saatten fazla süren uçuşlarda tuvaletin olmaması, tek kişilik kokpitte sadece tahliye borusu donanımıyla idrarın yapılması sağlanabiliyormuş. Gerisi çözümsüz baş ağrısıymış.

CIA’nın külyutmaz yöneticileri her şeyi düşünüp havada gaz çıkarmayı ve dışkı yapmayı engellemek için pilotların nasıl beslenip, yaşamlarını sürdürecekleri hakkında uzmanlara bir dizi kılavuz hazırlatmışlardı.

Bilgi edinme özgürlüğü yasası kapsamında gizliliği kaldırılan bu kılavuzları bir web sitesi nedense zorlukla (!) elde edebilmişti. CIA’nın U-2 pilotlarının özel yaşamları üzerindeki çok sıkı denetimleri (adeta faşistçe) açığa çıkmıştı.

 Solda U-2 Dragon Lady uçağı, sağda kokpit içinde uçuşa hazırlanan U-2 pilotu

Buna göre pilotların uçuş öncesi en az on saat uyumaları, yüzme veya hafif sportif aktiviteler ya da satranç, bilardo vb. rahatlatıcı oyunlar oynamalarını şart koşuyordu. Ayrıca uçuştan önce en az bir saat önce %100 oksijen alımı da zorunluydu.

CIA, tüketilen tüm yiyeceklerin mide-bağırsak sistemi tarafından emilmesini ve gaz oluşumunu engelleyici diyet listelerini uzmanlara hazırlatmıştı. Lif açısından çok düşük, protein bakımından zengin listeler on saat ve fazlasında uçuş yapacak pilotlar için zorunlu, daha az süreli uçuşlara da şiddetle tavsiye edilmişti. Yine kılavuza göre pilotların uçuştan en az 24 saat önce bu diyete başlamaları gerektiğini belirtmişlerdi.

Diyette baharatlı yiyecekler, turşular, çiğ meyveler, patlamış mısır, tam tahıllar, uskumru, domuz eti, kuzu ve koyun eti gibi yağlı etler, şarküteri ürünleri, patates kızartması ve benzeri yağlı yiyecekler, börekler, diğer hamur işleri, ekmek, süt ile tatlılar bulunmuyordu…

U-2 uçuşlarının o yıllarda büyük bölümü Türkiye (İncirlik), Güney Kore (Osan), Guam (Andersen üssü) gibi ülkelerden yapıldığı için pilotların ABD’den uzakta misafirhanelerde veya lojmanlardaki yaşam tarzları bıktırıcı şekilde CIA tarafından şiddetle takip edilmekteydi.

Günümüzde azalan miktarda U-2 uçuşları devam ederken pilotların yaşamlarının durumu hakkında çok fazla açıklama olmaması, benzer kısıtlamaların sürdüğüne inandırmaktadır.

Casus uyduların dünyayı takip etme, fotoğraflama ve istihbarat toplama görevlerinin çoğunu üstlenmesiyle U-2 pilotları belki biraz rahatlamışlardır…

5/ Elf’ler ve Sprite’lar:

Germen mitolojisi ve folklorunda yer alan Elf, doğaüstü yaratıktır. Sprite ise Anglosaxon kültüründe hayalet, peri, bir tür şakacı cin anlamındadır. Ayrıca Sprite sözcüğü bazen tayf için de kullanılmaktadır. Oysa meteoroloji, astronomi vb. disiplinlerde her iki sözcüğün farklı anlamları vardır.

Elf ve sprite’lar gök gürültülü fırtınaların içinde değil, atmosferin çok yüksek kesimlerinde gerçekleşen Geçici Aydınlık Olaylar (TLE: Transient Luminous Events) olarak bilinen elektriksel parlamalar (flaş) ailesine aittir.

    İtalyan Alp’leri üzerinde bir elf

Genellikle yıldırımlar bulutların içinden, arasından bazen de birbirinden yere doğru akarken, TLE’ler ise atmosferin en üstünde, uzayın kenarındaki ince havayı ateşler. Amerikan Ulusal Okyanus Dairesine (NOAA) göre bir elf 480km ye kadar genişliğinde büyüyebilen, saniyenin birinden daha az süreyle var olabilen, devasa kırmızı bir halka olarak ortaya çıkmaktadırlar.

Güçlü bir yıldırım iyonosfere elektromanyetik darbe yolladığında elf oluşmaktadır. Azot moleküllerinin çok kısa süreliğine kırmızı ışıkta parlamasıyla görülmektedir. Bu yüzden fotoğraflarının çekilmesi çok zordur.

Sprite’lar ise çoğunlukla gök gürültülü fırtınaların üzerinde yükselen dallara benzemektedir. Bazı uzmanlar ise denizanalarının saçaklarını andırdığını belirtirler. Sıklıkla gözlenen TLE türlerindedir. Ancak varlıkları milisaniyeler sürdüğü için görüntülenmeleri oldukça zordur. Çok nadir olsa da yüksek irtifa ve açık havada, uçuş ekipleri veya yolcular bu görüntüleri yakaladıkları olmaktadır.

   Çok nadir bir görüntü: Elf ve Sprite’lar birlikte

Spritacular vb. projeler dünya çapında tüm fotoğrafçıları bu olayları belgelemeye çağırmaktadır. Böylelikle bilim insanları fırtınaların üst atmosfer katmanlarında nasıl etkileşime girdiğini daha iyi anlamalarına yardımcı olacağına inanmaktadırlar.

6/ Henry Kissenger’ı Nasıl Bilirsiniz?:

Henry Kissenger (1923-2023), ABD Başkanlarından Richard Nixon ile Gerald Ford’un dönemlerinde ulusal güvenlik danışmanı ve dışişleri bakanı olarak görev yapmıştı. Soğuk savaşın uzunca bir döneminde ABD dış politikasında önemli rol oynamıştı. Yıldızı sönünce jeopolitik danışman olarak özel çalışmıştı.

Henry Kissenger’ın politik kimliği hangi kesime sorduğunuza göre değişmektedir. Kapitalistler, neoliberalistler için O, her zaman ABD çıkarlarını koruduğundan saygı duyulan bir figür olarak kabul edilmektedir. Oysa dünyada pek çok mazlum ülke için korkunç savaş suçlusudur.

Politik yaşamında iyi, olumlu hareketlerinin başında ABD’nin S.S.C.B. ve Çin Halk Cumhuriyeti ile yumuşama, ikili ilişkilerin geliştirilmesi gelmektedir. İsrail’in 1973 Yom Kippur baskınından sonra Ortadoğuda barış için mekik diplomasisi, Vietnam savaşında ABD müdahalesini sona erdirip Paris görüşmelerine baş müzakereci olarak katılımı sayılabilir.

1974 Kıbrıs Harekâtından sonra H. Kissenger “Türk taktikleri doğru, istediklerini alıyorlar ve sonra mülkiyet temelinde politika yapıyorlar” diyerek determinist bir yaklaşım sergilemişti. ABD’nin silah ambargosu karşısında Başbakan Süleyman Demirel’in Amerikan üslerini kapatma niyetini engellemek için Ankara’ya gelmişti. Hatta Bülent Ecevit’in Oran’daki evinde kahvaltıya katılmış ama istediklerini tam olarak elde edememişti…

Solda R.Nixon ve H. Kissenger, sağda Kamboçya’da B-52 halı bombardımanı yaparken

H. Kissenger’ın olumsuz adımlarını kısaca özetlemek gerekirse en ilginçlerinden biri S.S.C.B. ile yumuşama politikası yürüttüğü söylense de arka planda “Yeşil Kuşak” projesiyle Sovyetler Birliğinin güneyindeki Türkiye, Afganistan, Pakistan’da ılımlı Müslümanların politikaya dahil edilerek komünizme karşı durulmasını sağlamıştı. Alt yapı oluştuktan sonra Tacikistan, Azerbeycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan vb. Cumhuriyetlerin birlikten ayrılması hızlanmıştı. Nitekim 1991’de Sovyetler Birliği dağılmıştı.

Diğerleri (saymakla bitmeyebilir) Küba Krizinde ABD’nin çıkarlarını korumak için tehdit politikaları, Panama Kanalının devrinde ABD’nin çıkarlarının garantiye alınması için kukla hükümet kurulması, ilk akla gelenlerdendi.

ABD’nin arka bahçesi Güney Amerika’da 1971 Bolivya, 1973 Şili askeri darbeleri, Arjantin cuntasına sağlanan kirli destekler, Endonezyanın Doğu Timor Adalarının işgaline ABD’nin katkısını sağlayarak 100.000’den fazla sivilin öldürülmesindeki rolleri unulmamıştır. Bengaldeş’in kurtuluş savaşında Pakistan’a askeri ve politik desteği sayesinde Bengaldeş’te 300.000 kişi yaşamını yitirirken on milyonu da Hindistan’a kaçmıştı. Tüm bu politikaların başında hep H. Kissenger vardı.

H. Kissenger’ın en vahşi politik adımı ise Vietnam savaşında ABD’nin Kamboçya’ya halı bombardımanında çok önemli rol oynamasıydı. Kamboçya tarafsız olmasına rağmen Vietkong’lar üs kurmak için topraklarını kullanıyordu. H. Kissenger’ın Vietnam yetmezmiş gibi Kamboçya’nın bombalanması fikrini R. Nixon destekleyince “Menu” operasyonu olarak bilinen hava saldırılarının baş mimarı olmuştu.

H. Kissenger kağıt üzerinde ve kamuoyunda hedeflerinin sadece komünist güçler olduğunu söylemesine rağmen, uçan, hareket eden her şeyin vurulmasını emretmişti! Şubat 1969’da başlayıp 1970 Nisan’ında ilk operasyon bitirilirken temelde bombalar sivil-asker ayrım gözetmeksizin atılmıştı.

Operasyon boyunca sadece B-52 bombardıman uçakları toplam 3.630 uçuş gerçekleştirirken, taktik uçaklarla bu sayı 8.000’i geçiyordu. Yaklaşık 110.000 ton bomba atılmıştı. Ardından Ho Chi Minh yolunu imha etmek için ABD, 13 kez kara operasyonunu yine H. Kissenger’ın talebiyle yaptırılmıştı.

Askeri başarısızlık ABD’nin Güney Vietnam’dan çekilme planını pekiştirirken, Kamboçya’da Kızıl Kmer’lerin Pol Pot liderliğinde yükselişe geçip hükümeti devirmesine neden olmuştu. Bu süreçte de 150.000 kişi öldürülmüştü.

Solda yıkılmış Kamboçya kentinde ABD piyadeleri, sağda mayın arama-temizleme çalışmaları

H. Kissenger’ın tavsiyesi üzerine ABD bir de Laos’a da saldırı başlatmıştı. 1964-1973 yılları arasında iki milyon ton bomba Laos’a atılırken kişi başına neredeyse bir ton bomba düşüyordu…

ABD Güney Vietnamdan çekildikten beş ay sonra Ağustos 1973’e kadar Kamboçya’nın tekrar bombalanmasını sağlamıştı. İkinci saldırıda yaklaşık 100.000 sivil ölürken iki milyon kişi evsiz kalmıştı.

Güneydoğu Asya’ya yönelik ABD saldırılarındaki rolü nedeniyle H. Kissenger dünyanın pek çok yerinde savaş suçlusu ilan edilmişti. Ne var ki ironik olarak tarihinin en tartışmalı Nobel Barış Ödülü 1973’te H. Kissenger’a verilmişti. Büyük sansasyonlarla ortalık çalkalanırken iki Nobel komite üyesi istifa etmişti.

Günümüzde halâ bölgedeki patlamamış bomba ve mayınlar nedeniyle başta çocuklar ve kadınlar olmak üzere siviller ya sakat kalmakta ya da ölmektedirler.

Eski ABD başkanı Barrack Obama “Görev süresinin çoğunu H. Kissenger’ın geride bıraktığı dünyayı düzeltmekle geçtiğini” söylemişti.

7/ Havuç ve Yararları :

Günümüzde özellikle dijital platformlarda pek çok meyve sebzenin yararları abartılı şekilde sunulmakta, bir süre sonra popülerliğini kaybetmektedir. Eskiden beri havuç gözler için mucizevi sebze olduğu söylenir: Gerçekten öyle mi?

II.Dünya savaşının sonlarına doğru Almanların, İngilizlerin savaş uçaklarındaki Havadan Önleme Radarı bulunduğunu öğrenmesini engellemek için gazete ve radyolarda pek çok reklam-haber çıkartmışlardı. Pilotların bol miktarda havuç yedikleri için mükemmel gece görüşüne sahip oldukları söylentisini yaymışlardı.

Radar donanımlı uçakları öylelikle geceleri bariz üstünlük sağlamışlardı. Örneğin sadece “Cat’s Eyes” lakaplı as avcı pilotu John Cunningham bu uçakla 19 Alman uçağını gece düşürmüştü.

     Hava önleme radarı bulunan Bristol Beaufighter Mk.II tipi savaş uçağı

Ayrıca ülkedeki erzak ve gıda kıtlığında yoğun havuç tüketiminin teşvik edilmesi belli ölçüde beslenme ve açlık sorunun çözümü olarak görülüyordu. Örneğin BBC radyosunun “The Kitchen Front: Mutfak Cephesi” isimli yemek programında havuç marmelatı, havuç pudingi, havuçlu kek vb. tarifler veriliyordu. Böylelikle şeker kıtlığında, bu tariflerle tatlandırıcı olarak havuç tüketimini çeşitlendiriyorlardı.

Bu kandırmacanın Hitler’in Alman Hava Kuvvetlerine etkisi tam bilinmemekle birlikte, onlarda da siviller için yoğun havuç tüketme kampanyalarının etkili olduğu kesindi.

Savaştan sonra bu motto Avrupa, Amerika ve Asya’da hızla yayılmıştı. Birçok kişi havuçların görme yeteneğini çok iyi geliştirdiğini düşündüğü için bu söylenti günümüze kadar devam etmişti.

Elbette uzmanlara göre havuçtaki beta-karoten pigmenti, vücutta A vitaminine dönüşerek gece körlüğü ve retinayı belli oranda desteklemektedir. Ancak sanıldığının aksine gözden çok kalp ve damar hastalıklarına daha büyük, olumlu faydaları olduğu tıp dünyasında netleşmiştir…

         Solda II.Dünya savaşında havucu öven İngiliz posteri, sağda Walt Disney’in İngiltere için hazırladığı havuç ailesi üyeleri

Yine de havuçların gözler için fayda sağlamasının sınırlı olması, görmeyi iyileştirme yetisinin bulunmamasına uzmanlar dikkati çekmektedirler. Açıklamalarına göre havuç, vücut bağışıklığını desteklemek ve göz sağlığına katkıda bulunan besin kaynaklarından birisidir.

Sanırım  “Her türlü sebze ve meyva, zamanında ve yeterince tüketilmelidir” ata sözü günümüzde çok önem kazanmıştır.

NOTLAR

(*) 8 Mart 2026 günü yerel saatle saat 18:55 civarında, bir meteor Almanya'nın Rheinland-Pfalz eyaleti üzerinde atmosferden geçerek patlamış ve yaklaşık altı saniye süren parlak bir aydınlık yaratmıştı, Avrupa Uzay Ajansı'na (ESA) göre, bu ışık gösterisi muhtemelen Avrupa'nın AllSky 7 ateş topu ağı tarafından kameraya yakalanan uzay kayasının "birkaç on metre" çapında olduğu anlamına geliyordu.

Solda meteor atmosfere girişini takiben ateş topu halinde, sağda parçalara ayrıldıktan sonra Almanya üzerinde

Fransa, İsviçre, Belçika, Lüksemburg ve Hollanda'dan görgü tanıkları da dahil olmak üzere 3.000'den fazla kişi patlamayı Uluslararası Meteor Örgütü'ne bildirmişti. Birkaç kişi ayrıca yerden atmosferik patlamayı duyduğunu anlatmıştı.

ESA temsilcileri, "Almanya'nın Koblenz-Güls kasabasında en az bir evin ortaya çıkan göktaşlarının küçük parçalarıyla vurulduğu bildirildiğini, diğer bir evin çatısından aşağıdaki yatak odasına delik açmış: Ancak hiç kimse yaralanmadı " şeklinde sonuçları açıklamışlardı.

(**) İlk atom bombasını Hiroşima’ya atan pilot Paul Tibbets, ölünceye kadar her zaman yok edici dehşet Hiroşima uçuşunu savunmuştu. Hatta 1976’da Teksas’taki hava gösterisinde restore edilmiş bir B-29 uçağı ile bombardımanı (mantar bulutu da dahil) canlandırmıştı. Artan tepkiler üzerine ABD hükümeti zorla Japonya’dan özür dilemişti! Ayrıca 1996’da Ulusal Havacılık onur Listesinden çıkartılmıştı.

Tüm dünya kamuoyunda “en büyük katil vb.” sıfatlarla anıldığı için vasiyetinde cenaze töreni ve mezar istememişti. Ölünce de cesedi yakılarak külleri Manş Denizine serpilmişti.

Başvurulan Kaynaklar

 *America’s Longest War: The United States and Vietnam 1950-1975 (George C Herring, McGraw-Hill, 2013)

*Triumph Forsaken: The Vietnam War. 1954-1965 (Mark Moyar –Cambridge University Press, 2006)

*Air Power over South Vietnam, 1968-1975 (Bernard C. Nalty –Air Force History and Museum Programs, 2000)

*Combat Chaplain: A Thirty-year Vietnam Battle (James D. Johnson –University of north Texas Press, 2001)

*The Blood Road: The Ho Chi Minh Trail and the Vietnam War (John Prados –Wiley, 1998) *The History of Aviation (Robert Jackson –Amber Books, 2007)

*A Concise Guide to Weather (Julie Llyold – Parragon Book, 2007)

*Years of Upheavel (Henry Kissinger – Simon & Schuster Ltd. 2011)

*Years of Renewal (Henry Kissinger – Simon & Schuster Ltd. 2012)

*In 1954 an Extraterrestrial Bruiser Shocked This Alabama Women (Smithsonian Magazine – 5 October 2021)

 *www.vintagenews.com

*www.warhistoryonline.com

*www.iwm.org.uk

*www.wikipedia.org

*www.bbc.com

*www.smithsonianmag.com

*www.imperialwarmuseum.org

*www.britanicca.com

*www.space.com

*www.popsi.com

*New York Times Gazetesi

*The Guardian Gazetesi

*The Times Gazetesi

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2026 Airkule