MENÜ
İstanbul 8/11
Airkule
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
 HAVAALANLARINDA SAĞLIK DESTEĞİ VE DHMİ HEKİMLERİNİN DURUMU
Prof. Dr. Muzaffer Çetingüç
YAZARLAR
17 Şubat 2014 Pazartesi

HAVAALANLARINDA SAĞLIK DESTEĞİ VE DHMİ HEKİMLERİNİN DURUMU

         Son yıllarda giderek artan uçak, uçuş ve yolcu sayılarıyla paralel biçimde hasta yolcular, acil vakalar, uçuşa elverişlilik değerlendirmeleri gibi durumlarda da artış olmaktadır. Bu bağlamda havaalanlarında daha kapsamlı ve modern bir sağlık hizmeti verilmesi beklenir. Ancak bugünkü durum hiç de sanıldığı gibi değildir. 42 havaalanında DHMİ sorumluluğunda olan acil sağlık hizmetleri milyonlarca dolarlık anlaşmalarla özel sektöre devredilmiş, kurumun (dolayısıyla devletin) sağlık hizmeti için harcadığı para en az %50 oranında artmıştır. Peki bu taşeron şirketlerin iki kat maliyetle verdiği acil sağlık hizmeti, eskiden DHMİ'nin verdiğinden daha üst düzeyde midir? Bu konu tartışmaya açıktır; çünkü "havaalanı acil sağlık hizmeti" kavramından ne anladığınıza bağlı olarak bu hizmeti (gösterişine bakarak) iyi de bulabilirsiniz, (işin özüne bakarak) yetersiz de görebilirsiniz...

         Kabul edilmelidir ki, 42 havaalanının acil sağlık hizmeti ihalesini kazanıp 8 yıldır yürütmekte olan özel şirketin imajı iyidir. Geniş ve şık mekânlar, düzgün kıyafetler, reklam stratejisi, daha fazla hekim ve yardımcı sağlık personeliyle verilen hizmet, iyi gibi görünüyor... Ama eğer DHMİ sağlık birimlerine daha geniş imkânlar sağlansaydı, hekim ve yardımcı sağlık personeli sayısı arttırılsa; eğitim, tıbbi teçhizat, ambulans, vs. için biraz daha fazla kaynak ayrılsaydı, bugün özel sektörün yaptığından daha iyisinin daha ucuza yapılamayacağını kim iddia edebilir?     

         Bir havaalanı sağlık ünitesinden beklenen şey nedir?

         Bir semt polikliniğinden farklı olarak, bir havaalanı sağlık ünitesinden öncelikle beklenen şey, uçağa binmek üzere veya uçaktan henüz inmiş insanların uçuş koşullarıyla ilgili sağlık sorunlarına çözüm üretmektir. Bu misyon, havacılık tıbbı konusunda eğitimi olan hekimler olmaksızın lâyıkıyla yürütülemez. Ama gerek geçmişte ve gerekse halen faaliyette olan özel şirketlerde havacılık tıbbı eğitimi almış bir tek uçuş hekimi yoktur. 36 bin feet irtifadaki bir uçakta, 6-7 bin feet kabin irtifaında uzun saatler geçirecek olan hasta insanlara (kalp yetmezliği, astım, fıtık, sinüzit, beyin tümörü, batın ameliyatı, kanamalı durumlar, vs.) uçağa binip binmeme veya hangi önlemlerle uçabileceği tavsiyesinde bulunacak hekimlerin kesinlikle bu konuda özel eğitim almış olmaları gerekir. Çünkü havacılık tıbbı ayrı bir tıp bilimi sahasıdır; bir hekim ne kadar iyi niyetli ve özverili olursa olsun, böylesi durumlarda genel tıp bilgileriyle yeterli olamaz, hatta yanlışlara düşebilir. Havaalanlarında ve hava ambulans şirketlerinde mutlaka uçuş koşullarına özel tıbbi durumları ve bunlara dair önlemleri bilen uçuş hekimlerinin görevlendirilmesi gerekir. DHMİ ve THY bu gereklilikle kendi hekimlerini yurtiçi ve yurtdışındaki uçuş hekimliği kurslarına göndererek eksiklerini kapatmaya çalışmaktadır...

         DHMİ hekimlerinin sorunları

         Havaalanlarında devletin (DHMİ'nin) memuru olarak görev yapmakta olan ve bazıları uçuş hekimliği sertifikası sahibi hekimlerin durumu içler acısıdır. Öncelikle aldıkları ücret, taşeron firmanın hekimlerine verdiğinden önemli oranda az, ama iş yükleri ve sorumlulukları çok daha fazladır. "Taşeron firma hekimlerine istediği ücreti verebilir, buna kim karışır?" diye düşünenler için cevap şudur: Taşeron firmanın hekimlerine verecekleri ücretin alt sınırını belirleyen ve bunun kendi kurum hekimlerine verdiği ücretten yüzde 50 fazla olmasını şarta bağlayan, DHMİ'nin kendisidir! Yani taşeron şirket hekimlerine lâyık görülen ücretin, kendi personelinden esirgenmesi ve motivasyonun kırılmasıdır söz konusu olan...

         İkinci bir can yakıcı ve motivasyon azaltıcı konu; havaalanlarındaki hekimlerin ve diğer sağlık görevlilerinin akıldışı bir gerekçeyle Güvenlik Müdürlüğüne bağlanmış olmasıdır. Sağlık Meydan Acil Yardım Hizmetleri Daire Başkanlığı kapatılmış ve havaalanlarında sağlık biriminin ünite amirleri, Koruma ve Güvenlik Görevlileri olmuştur. Sağlık biriminin nöbet, çalışma düzeni, yıllık izin, malzeme alımı, ilaç tedariki, mesleki eğitimleri hakkındaki kararları koruma ve güvenlik görevlisi vermektedir. (Örneğin Dalaman Havalimanında doktor ve hemşirelerin nöbetini lise mezunu güvenlik şefi ayarlıyor; izin almak için de aynı güvenlik şefinin onayı gerekiyor.) Bunun mantıklı bir izahı olabilir mi? Bu mobbing değilse nedir? Her yerde sağlık personelinin amirliği ve bağlılığı bir kıdemli hekime verilir; sağlık idaresiyle ilgili sorunların çözümünü, o meslek sahasının iç ve dış dinamiklerini iyi bilen bir hekimden daha iyi kim yapabilir? İnsanın aklına gelen soru şudur: Zaten DHMİ'de kalan 23 doktor ve 2 diş hekiminin de istifa etmesi ve sağlık hizmetlerinin tamamının hizmet satın alma yolu ile taşerona devredilmesi mi plânlanıyor acaba?

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Dr. M. Çetingüç
 25 Şubat 2014 Salı 16:38
Gripal enfeksiyon durumlarında orta kulak kanallarındaki ödem oluşur. Uçağın irtifa alış-verişi sırasındaki basınç değişimleri kanallardan hava geçişini zorlaştırdığı için de, özellikle alçalma periyorunda kulak ağrısı olabiliyor. Burun damlası kullanmak, esneme-yutkunma hareketleri yapmak rahatlatıcı olur.
 Omer
 25 Şubat 2014 Salı 09:50
Muzaffer Hocam. Avustralya'dan selamlar. Gecen hafta kucuk bir tatil icin Avustralya'dan Malezya'ya gittim geldim. Ucak inislerinde asiri derecede kulaklarimda basinc hissettim. Kulaklarim iyice yirtiliyor sandim. Ne onerirsiniz. Tesekkurler.
 Ne diyelim?
 24 Şubat 2014 Pazartesi 11:33
Bilimsel her değerin siyasete kurban edildiği dönemde gayet normal bir durumdur. Bir akraban milletvekili ise her türlü göreve gelirsin. Düzce Devlet Hastanesine Eczacı birini başhekim yapmışlardı, yer yerinden oynamıştı. Burada da koruma ve güvenlik müdürünü mü başhekim yapmışlar??? Bari biraz da hasta muayene etseymiş.
 Uçuş personeli
 23 Şubat 2014 Pazar 19:18
Özel sektörde bu tür uygulamalar olmaz. Devlette olması bir garip. Bunun altında birilerinin önünü kesme, birilerinin de yükselmesini sağlama var gibi. Tamamen duygusal bir karar olmuş.
 hakiki vatandaş
 22 Şubat 2014 Cumartesi 15:50
Sivil otorite liyakat ve hiyerarşiye özen ve önem vermezse olacağı bu!
 Bye Bye
 22 Şubat 2014 Cumartesi 01:26
Geçti Bor'un pazarı.
 Kaza kırım simülasyonu
 21 Şubat 2014 Cuma 13:02
Doktoru koruma güvenlik görevlisine kırdırmak ile havalimanlarında "Kaza-Kırım Tatbikatları" yapılıyor olmalı. :-)
 Sayın Ulaştırma Bakanına,
 21 Şubat 2014 Cuma 13:00
Yeni Ulaştırma Bakanımız bu tür pahalıya mal olan ve yeterince hizmet alamadığımız konuları tekrar gündeme getirmelidir. Bu yapılanlara engel olmalıdır.
 Taşeronlaşma.
 21 Şubat 2014 Cuma 12:58
Tüm DHMİ'nin taşeronlaşma ile devlet elinden çıkarılması anlamına gelmektedir. Onuru olan sağlık personelinin istifası istenmektedir. İstifa etmek istemeyenleri koruma ve güvenlik personeline ezdirerek bir şekilde kurumdan ayrılmaları beklenmektedir. Bundan sonra ARFF ve Koruma-Güvenlik personeline sıra gelmektedir. Onları da taşeron şirketlere verirlerse ortada devlet eliyle yürütülen iş kalmayacaktır.
 Sağlıkçı
 18 Şubat 2014 Salı 19:34
Havalimanında koruma ve güvenlik şefine bağlandık. Bundan sonra ilk müdahale izinlerini bu şeflerden alacağız. Yeni müdahale yöntemlerini daire başkanı güvenlik kökenli beyden öğreneceğiz. Bundan sonraki uygulamalar ise apronu hasılata, itfaiyeyi elektroniğe, kuleyi kafeteryaya bağlamak olacaktır.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2026 Airkule